Sulhun Hukuki Niteliği
Sulh, görülmekte olan bir davada veya dava dışında tarafların karşılıklı tavizde bulunarak uyuşmazlığı kendi iradeleriyle çözmeleridir. HMK m.313 uyarınca sulh, ancak tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri konularda geçerlidir. Davayı kesin olarak sona erdiren taraf işlemlerinden biridir.
Sulhta üç temel unsur bulunur:
- Mevcut bir uyuşmazlık veya gelecekte çıkması muhtemel uyuşmazlık
- Karşılıklı fedakârlık (her iki tarafın da bir şeyden vazgeçmesi)
- Anlaşma iradesi (her iki tarafın hür iradesi)
Tek taraflı bir vazgeçme veya sırf bir tarafın talepten geri çekilmesi sulh değil, feragat veya kabuldür.
Sulhun Kapsamı ve Sınırları
Sulh her hukuki konuda mümkün değildir. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebileceği konularda yapılır. Sulh edilemeyecek konular:
- Kamu düzenini ilgilendiren konular (örneğin evlilik birliğinin esasına ilişkin haklar — boşanma kararının kendisi sulh edilemez ama nafaka miktarı edilebilir)
- Saklı pay mirasçılığı haklarının tamamen feragati
- Aile içi şiddet, çocuğun esenliği gibi koruyucu hükümler
- Kişilik hakkına bağlı ve dokunulmaz haklar
- Vesayet, evlat edinme gibi statü davaları
Bu sınırların dışındaki özel hukuk uyuşmazlıkları (alacak, mülkiyet, sözleşme, kira, ticari) sulh konusu olabilir.
Mahkeme İçi ve Mahkeme Dışı Sulh
Mahkeme İçi Sulh (HMK m.313-315): Görülmekte olan davada mahkeme huzurunda yapılan sulh. Tutanağa geçirilir, taraflarca imzalanır ve hakim tarafından onaylanır. Bu sulh, HMK m.315 gereğince ilam niteliğinde belge sayılır ve doğrudan İİK kapsamında icra edilebilir; ayrıca kesin hüküm etkisi doğurur.
Mahkeme Dışı Sulh: Taraflar arasında dava açılmadan veya dava devam ederken mahkeme dışında yapılan anlaşma. Yazılı yapılmalıdır; ispat kolaylığı için noter onayı tercih edilir. Mahkeme dışı sulh, mahkemeye sunulur ve mahkeme bunu dikkate alarak davayı sona erdirir.
Ön İnceleme Duruşmasında Sulhe Davet
HMK m.140/2 uyarınca ön inceleme duruşmasında hâkim, tarafları sulhe davet eder. Bu kanuni bir adımdır; her hukuk davasında uygulanır. Hâkim sulhun yararlarını anlatır, anlaşma için süre verebilir. Taraflar sulh önerirse hâkim bunu kayda alır; reddederlerse yargılama olağan akışında sürer. Bu davet, dava ekonomisini ve mahkeme iş yükünün azaltılmasını amaçlar.
Sulh ile Diğer Dava Sona Erdirme Yolları
| Yöntem | Tek/Çift Taraflı | Karşılıklı Fedakârlık | Sonuç |
|---|---|---|---|
| Sulh | Çift taraflı | Vardır | Davayı sona erdirir, ilam niteliğinde |
| Feragat | Tek taraflı (davacı) | Yok — davacı talebinden vazgeçer | Davanın reddi |
| Kabul | Tek taraflı (davalı) | Yok — davalı talebi kabul eder | Davanın kabulü |
| Arabuluculuk anlaşması | Çift taraflı + arabulucu | Vardır | İlam niteliğinde belge |
Arabuluculukta bağımsız üçüncü kişi (arabulucu) müdahil olurken, sulhte doğrudan taraflar anlaşır.
Sulhun Sonuçları
Sulh, kesin hüküm etkisi doğurur (HMK m.303). Taraflar sulh konusu uyuşmazlık hakkında yeniden dava açamaz. İrade sakatlığı (hata, hile, ikrah) iddiasıyla iptal edilebilir, ancak bu çok dar koşullarda kabul edilir. Sulh ile dava sona erdiğinde:
- Yargılama giderleri kural olarak tarafların anlaşmasına bırakılır; aksi belirtilmedikçe eşit paylaştırılır
- Vekalet ücretine taraflar karar verir; mahkeme tarafından ayrıca hükmedilmez
- Harç iadesi kısmen mümkündür (ön inceleme aşamasında sulh halinde peşin harcın bir kısmı iade edilir)
Sulh, hem tarafların kontrolünde hızlı ve tatmin edici bir çözüm sunar hem de mahkemenin iş yükünü hafifletir; bu nedenle Türk hukukunda yaygın biçimde teşvik edilen bir uyuşmazlık çözüm yöntemidir.