İçeriğe Atla

Boşanma Davasını Geri Çekme ve Feragat: Farklar, Süreç ve Sonuçlar (2026)

Av. Kazım İsmail Kazdal 16 Nisan 2026 18 dk okuma Aile

Boşanma davası açıldıktan sonra tarafların barışması, pişman olması veya çeşitli nedenlerle davayı sürdürmek istememesi oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Türk hukukunda bu aşamada başvurulabilecek iki temel yol bulunmaktadır: davanın geri alınması ve davadan feragat. Her iki yol da davayı sona erdirme amacı taşısa da hukuki sonuçları birbirinden köklü biçimde farklıdır. Aile Hukuku kapsamında boşanma davasını geri çekmek isteyen tarafların bu iki yol arasındaki farkları doğru anlaması, telafisi güç sonuçlarla karşılaşmamak açısından büyük önem taşımaktadır.

Bu makalede boşanma davasının geri alınması ve davadan feragat arasındaki farkları, her birinin hukuki dayanağını, sürecini, sonuçlarını ve uygulamada sıkça yapılan hataları güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde kapsamlı biçimde ele alacağız.

Boşanma Davasını Geri Almanın İki Yolu

Boşanma davasını açan taraf, yargılama sürecinde davayı sonlandırmak istediğinde iki farklı hukuki yola başvurabilir:

1. Davanın Geri Alınması (HMK m.123): Davacının, davasını geri çekmesidir. Ancak bu yol davalının açık rızasını gerektirir. Dava geri alındığında mahkeme “karar verilmesine yer olmadığına” hükmeder ve davacı ileride aynı konuda yeniden dava açabilir.

2. Davadan Feragat (HMK m.307): Davacının, dava konusu haktan tamamen vazgeçmesidir. Davalının rızası aranmaz; tek taraflı bir irade beyanıdır. Mahkeme “davanın reddine” karar verir ve bu karar kesin hüküm niteliği taşıdığından, aynı sebebe dayanılarak yeniden dava açılması mümkün değildir.

İki yol arasındaki bu temel ayrım, boşanma davalarında hayati sonuçlar doğurabilmektedir. Davanın geri alınması kapıyı açık bırakırken, feragat kapıyı tamamen kapatır. Bu nedenle hangi yolun tercih edileceği hususu, hukuki danışmanlık alınarak titizlikle değerlendirilmelidir.

Davanın Geri Alınması (HMK m.123)

Tanım ve Hukuki Dayanak

Davanın geri alınması, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 123. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre davacı, hüküm kesinleşinceye kadar ancak davalının açık rızasıyla davasını geri alabilir. Davanın geri alınması, davacının dava konusu hakkını muhafaza ettiği anlamına gelir; yalnızca o an için yargılama faaliyetinin sona erdirilmesi söz konusudur.

Boşanma davaları açısından davanın geri alınması, tarafların barışması veya yeniden bir araya gelmesi halinde en sık başvurulan yoldur. Çünkü davacı, geri alma ile hakkını kaybetmez ve gelecekte koşullar yeniden bozulursa tekrar dava açma imkanını korur.

Davalının Açık Rızası Şartı

HMK m.123 açıkça davalının rızasını aramaktadır. Bu rıza, sözlü veya yazılı olarak mahkeme huzurunda açıkça beyan edilmelidir. Davalının susması veya sessiz kalması rıza olarak kabul edilmez; rızanın açık ve tereddüte yer bırakmayacak biçimde ortaya konulması gerekmektedir.

Uygulamada davalının rıza vermemesi halinde davacı, davayı geri alamaz. Bu durumda davacı ya davaya devam etmek ya da feragat etmek zorunda kalır. Davalının rıza şartı, davalının haklarının korunması amacıyla konulmuştur; zira davalı da yargılama sürecinde karşı dava açmış, delil toplamış ve masraf yapmış olabilir.

Ancak davalı henüz cevap dilekçesi vermeden ve davadan haberdar olmadan önce yapılan geri almada, davalının rızası aranıp aranmayacağı doktrinde tartışmalıdır. Ağırlıklı görüş, HMK m.123’ün mutlak nitelikte olduğu ve her durumda rıza gerektiği yönündedir.

Mahkemenin Vereceği Karar

Davanın geri alınması halinde mahkeme, “karar verilmesine yer olmadığına” dair karar verir. Bu karar, esasa ilişkin bir hüküm değildir; yalnızca o dava dosyasının işlemden kaldırılması anlamına gelir. Mahkeme, davanın esasını incelemiş olmaz ve taraflar hakkında herhangi bir maddi hukuk sonucu doğurmaz.

Bu karar kesin hüküm teşkil etmediğinden, taraflar arasındaki uyuşmazlık hukuken çözülmemiş olarak kalır. Davacı, ileride koşulların gerektirmesi halinde aynı sebeplere dayanarak yeni bir boşanma davası açabilir.

Yeniden Dava Açma Hakkı

Davanın geri alınmasının en önemli avantajı, davacının yeniden dava açma hakkını korumasıdır. Taraflar barışsa bile ileride evlilik birliği yeniden sarsılırsa, TMK m.166 kapsamında tekrar boşanma davası açılabilir. Bu yeni davada önceki davadaki olaylar da dahil olmak üzere tüm boşanma sebepleri ileri sürülebilir.

Bu özellik, davanın geri alınmasını feragate göre çok daha güvenli bir tercih haline getirmektedir. Özellikle tarafların barışma samimiyetinden emin olunamayan hallerde, davanın geri alınması yolunun tercih edilmesi tavsiye edilmektedir.

Geri Almanın Zamanlaması

Davanın geri alınması, davanın açılmasından itibaren hüküm kesinleşinceye kadar her aşamada yapılabilir. İlk derece mahkemesi kararından sonra istinaf veya temyiz aşamasında da geri alma mümkündür; ancak bu aşamalarda da davalının rızası şarttır.

Uygulamada taraflar genellikle duruşma esnasında sözlü beyanla veya mahkemeye sunulan bir dilekçeyle geri alma talebinde bulunmaktadır.

Davadan Feragat (HMK m.307-312)

Tanım ve Hukuki Nitelik

Davadan feragat, HMK m.307’de “davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesi” olarak tanımlanmıştır. Feragat, dava konusu haktan vazgeçme anlamına gelir. Boşanma davası bağlamında feragat, davacının boşanma talebinden tamamen vazgeçtiğini ve mevcut evliliği sürdürme iradesini ortaya koyduğu bir hukuki işlemdir.

Feragat, yalnızca usuli bir işlem değildir; maddi hukuk bakımından da sonuç doğurur. Davacı, feragat ile dava konusu hakkından da vazgeçmiş sayılır. Bu nedenle feragatin sonuçları, davanın geri alınmasına kıyasla çok daha ağırdır.

Tek Taraflı İrade Beyanı

Feragat, davanın geri alınmasından farklı olarak tek taraflı bir irade beyanıdır. HMK m.309/1 uyarınca feragat beyanının karşı tarafın kabulüne bağlı olmaksızın hüküm doğuracağı açıkça düzenlenmiştir. Yani davacı, davalının rızasını almak zorunda değildir; feragat beyanı tek başına davayı sona erdirir.

Bu özellik, feragati davalının rızasının alınamadığı durumlarda bir çözüm yolu haline getirir. Ancak feragatin ağır sonuçları göz önüne alındığında, bu yolun sırf davalının rıza vermemesi nedeniyle tercih edilmesi son derece risklidir.

Feragatin Şekli

HMK m.309/3’e göre feragat, dilekçeyle veya yargılama sırasında sözlü olarak yapılabilir. Sözlü feragat beyanı tutanağa geçirilir ve beyan sahibinin imzası alınır. Feragatin açık ve kesin bir biçimde yapılması gerekmektedir; örtülü veya şarta bağlı feragat geçerli değildir.

Mahkemenin Vereceği Karar

Davacının feragat beyanı üzerine mahkeme, “davanın reddine” karar verir. Bu karar, HMK m.311 uyarınca kesin hüküm niteliğindedir. Kesin hüküm, aynı taraflar arasında, aynı konuda ve aynı sebebe dayanılarak yeni bir dava açılmasını engelleyen hukuki etki demektir (HMK m.303).

Boşanma davasında feragat üzerine verilen ret kararı, davacının aynı boşanma sebeplerine dayanarak tekrar dava açmasını engeller. Bu durum, feragatin en ağır sonucudur ve geri dönüşü olmayan bir karar niteliği taşır.

Kesin Hüküm Etkisi

Feragat ile verilen ret kararı, HMK m.303 kapsamında kesin hüküm oluşturur. Bu kesin hüküm etkisi nedeniyle davacı, feragat tarihine kadar gerçekleşen aynı olgulara dayanarak yeniden boşanma davası açamaz. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yerleşik içtihadıyla, feragatin kesin hüküm etkisi doğurduğunu ve aynı sebebe dayanarak yeni dava açılamayacağını istikrarlı biçimde vurgulamaktadır.

Feragatin Geri Alınamaması

HMK m.311 uyarınca feragat, kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurduğundan kural olarak geri alınamaz. Davacı, feragat beyanını verdikten sonra “vazgeçtim, davama devam etmek istiyorum” diyemez.

Ancak istisnai durumlarda feragatin geçersizliği ileri sürülebilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre, feragat beyanının irade fesadı (hata, hile veya korkutma) nedeniyle sakatlanmış olması halinde feragatin geçersiz sayılması mümkündür. Bu durumda feragat eden taraf, Türk Borçlar Kanunu’nun irade fesadına ilişkin hükümlerine dayanarak feragatin iptalini talep edebilir. Ancak bu iddiayı ispat yükü, feragat eden tarafa aittir ve uygulamada oldukça güç bir süreçtir.

Geri Alma ve Feragat Arasındaki Temel Farklar

Aşağıdaki tablo, davanın geri alınması ile davadan feragat arasındaki temel farkları özetlemektedir:

KriterDavanın Geri AlınmasıDavadan Feragat
Hukuki dayanakHMK m.123HMK m.307-312
Karşı taraf rızasıDavalının açık rızası gerekliDavalının rızası gerekli değil
Mahkeme kararıKarar verilmesine yer olmadığıDavanın reddi
Kesin hüküm etkisiYokVar
Yeniden dava açmaAynı sebeplerle açılabilirAynı sebeplerle açılamaz
Harç durumuYeni davada yeni harç ödenirYatırılan harçlar iade edilmez
ZamanlamasıHüküm kesinleşinceye kadarHüküm kesinleşinceye kadar
Hukuki nitelikUsuli işlemHem usuli hem maddi hukuk işlemi
Geri dönüşMümkün (yeniden dava açılır)Kural olarak mümkün değil

Bu tablodan açıkça görüldüğü üzere, davanın geri alınması davacı açısından çok daha güvenli bir yoldur. Feragat ise geri dönüşü olmayan, kalıcı sonuçlar doğuran ağır bir hukuki işlemdir.

Boşanma Davası Geri Çekme Ücreti

Boşanma davasını geri çekmenin mali boyutu, tercih edilen yönteme göre farklılık göstermektedir.

Harç Durumu

Davanın geri alınmasında: Dava açılırken yatırılan başvurma harcı ve peşin harç iade edilmez. Ancak dava esastan sonuçlanmadığı için karar ve ilam harcı alınmaz. İleride yeniden dava açılması halinde yeni bir harç yatırılması gerekecektir. Yeni dava yeni harç anlamına geldiğinden, iki kez harç ödenmesi söz konusu olabilir.

Davadan feragatte: Feragat halinde de yatırılan harçlar iade edilmez. Ayrıca karar harcının üçte ikisi de feragat eden taraftan alınır. Feragat eden davacı, peşin yatırdığı harçların iadesini talep edemez.

Avukatlık Ücreti

Her iki durumda da tarafları temsil eden avukatların ücretleri ayrıca değerlendirilmelidir. Avukatlık sözleşmesine göre avukatın ücreti genellikle dava sonuna kadar geçerlidir; davanın geri alınması veya feragat edilmesi, avukatlık ücretinin ödenmemesi için bir gerekçe oluşturmaz.

Vekalet Ücreti

Davanın geri alınmasında: Davalı lehine vekalet ücretine hükmedilir. Davalı avukatla temsil ediliyorsa, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi üzerinden karşı taraf vekalet ücreti ödenmesi gerekebilir.

Davadan feragatte: Feragat halinde de davalı lehine vekalet ücretine hükmedilir. HMK m.312/1’e göre feragat eden taraf, davada aleyhine hüküm verilmiş gibi yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilir. Bu giderlere karşı taraf vekalet ücreti de dahildir.

Sonuç olarak, her iki yolda da belirli mali külfetler söz konusudur. Ancak feragat halinde kesin hüküm etkisi nedeniyle aynı sebeplerle yeniden dava açılamaması, mali maliyetin çok ötesinde bir kayba yol açabilmektedir.

Hangi Durumda Hangisi Tercih Edilmeli?

Boşanma davasından vazgeçmek isteyen davacının, davanın geri alınması mı yoksa feragat mi tercih edeceği somut olayın koşullarına göre belirlenmelidir. Aşağıda sık karşılaşılan senaryolar ve önerilen yol haritası yer almaktadır.

Barışma Samimi Ancak Gelecek Belirsiz

Taraflar gerçekten barışmış ancak evliliğin gelecekte tekrar sorunlu hale gelme ihtimali bulunuyorsa, davanın geri alınması tercih edilmelidir. Bu yol, davacının haklarını korur ve ileride gerekirse yeniden dava açma imkanı tanır. Özellikle şiddet, aldatma veya tekrarlayan sorunlar yaşanan evliliklerde bu yol çok daha güvenlidir.

Davalı Rıza Vermiyorsa

Davalı, davanın geri alınmasına rıza göstermiyorsa davacının iki seçeneği kalır: ya davaya devam etmek ya da feragat etmek. Bu durumda feragat etmeden önce sonuçları çok iyi değerlendirilmeli, gerekirse davaya devam edilmelidir. Zira feragatin kalıcı sonuçları, davalının rızasızlığından çok daha ağır olabilir.

Kesin Olarak Boşanmak İstemiyorsanız

Davacı, evliliğini sürdürmekte kesin kararlıysa ve gelecekte boşanma düşünmüyorsa, feragat yoluna başvurulabilir. Ancak bu durumda bile davanın geri alınması daha güvenli bir tercih olarak değerlendirilmelidir; çünkü davanın geri alınması da davayı sona erdirmekte olup, gelecekte ortaya çıkabilecek beklenmedik durumlar için davacının elini güçlü tutmasını sağlar.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü İmzalanmış Ancak Vazgeçilmişse

Taraflar anlaşmalı boşanma protokolü hazırlamış ancak sonradan vazgeçmişlerse, davanın geri alınması yoluna başvurulmalıdır. Protokolün varlığı feragat anlamına gelmez; ancak protokoldeki nafaka, velayet veya mal paylaşımına ilişkin hükümler ayrıca değerlendirilmelidir.

Feragat Sonrası Tekrar Boşanma Davası Açılabilir mi?

Feragatin kesin hüküm etkisi doğurması, aynı sebeplere dayanılarak yeniden dava açılmasını engeller. Ancak bu engel mutlak değildir; belirli koşulların varlığında yeni bir boşanma davası açılması mümkündür.

Yeni Olgulara Dayanma

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi yerleşik içtihadıyla, feragat tarihinden sonra ortaya çıkan yeni olgulara dayanılarak yeni bir boşanma davası açılabileceğini kabul etmektedir. Burada önemli olan, yeni davanın feragat edilen davadaki sebeplere değil, feragat tarihinden sonra meydana gelen yeni olaylara dayanmasıdır.

Örneğin, davacı şiddet nedeniyle açtığı boşanma davasından feragat etmişse, feragat tarihinden sonra yeniden şiddet uygulanması halinde bu yeni olaya dayanarak yeni bir dava açabilir. Feragat, yalnızca feragat tarihine kadarki olayları kapsar; sonraki olaylar yeni bir dava konusu oluşturabilir.

Evlilik Birliğinin Sarsılması (TMK m.166)

TMK m.166/1’e göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Feragat sonrası ortaya çıkan yeni olaylar, evlilik birliğini yeniden temelinden sarsıyorsa, bu yeni olgulara dayanılarak TMK m.166 kapsamında dava açılabilir.

İrade Fesadı Halleri

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, irade fesadı (hata, hile veya korkutma) halinde feragatin geçersiz sayılabileceğini kabul etmektedir. Örneğin, davacının baskı ve tehdit altında feragat etmesi, karşı tarafın yalan vaatlerle feragate ikna etmesi gibi hallerde feragatin iptali istenebilir. Ancak irade fesadının ispatı, feragat eden tarafa ait olup oldukça zorlu bir süreçtir.

İrade fesadı nedeniyle feragatin iptali davası, Türk Borçlar Kanunu’nun genel hükümlerine göre açılır. Bu davada feragat beyanının hata, hile veya korkutma sonucunda verildiğinin somut delillerle ispatlanması gerekmektedir.

Sık Yapılan Hatalar

Boşanma davasını geri çekme veya feragat sürecinde uygulamada sıkça karşılaşılan hatalar, tarafları telafisi güç sonuçlarla karşı karşıya bırakabilmektedir.

Feragatin Sonuçlarını Bilmemek

En yaygın hata, feragat ile geri alma arasındaki farkı bilmeden feragat beyanı vermektir. Birçok davacı, feragat ettiğinde “sadece bu davayı düşürüyorum, ileride yine açarım” düşüncesiyle hareket etmektedir. Oysa feragat kesin hüküm etkisi doğurur ve aynı sebeplerle yeniden dava açılmasını engeller. Bu hata, özellikle avukat desteği almayan taraflar arasında çok yaygındır.

Avukatsız Feragat Beyanı

Feragat gibi ağır sonuçlar doğuran bir hukuki işlemin avukat olmadan yapılması ciddi risk taşır. Mahkemede hakim, feragat beyanının sonuçlarını hatırlatsa da taraflar genellikle bu uyarının kapsamını tam olarak kavrayamamaktadır. Avukat desteği, feragat yerine daha uygun alternatiflerin değerlendirilmesi açısından hayati önem taşır.

Protokolsüz Geri Alma

Davanın geri alınmasında davalının rızası alınırken, tarafların mali konular, nafaka, velayet veya ortak konutun kullanımı gibi hususlarda herhangi bir protokol hazırlamaması sık yapılan bir hatadır. Barışma sürecinde tarafların karşılıklı hak ve yükümlülüklerini belirleyen bir protokol hazırlanması, ileride doğabilecek uyuşmazlıkların önlenmesi açısından önemlidir.

Karşı Davanın Varlığını Göz Ardı Etmek

Boşanma davasında davalı taraf da karşı dava açmış olabilir. Davacının kendi davasından feragat etmesi veya geri alması, davalının açtığı karşı davayı etkilemez. Karşı dava bağımsız bir dava olarak devam eder. Bu durum, feragat veya geri alma kararı verirken mutlaka göz önünde bulundurulmalıdır.

Zamanlama Hatası

Feragat veya geri alma beyanının zamanlaması da kritiktir. Özellikle delil toplama ve tanık dinleme aşamalarından sonra yapılan feragat, davacının aleyhine kullanılabilecek delillerin ortaya çıkmasından sonra gerçekleşmiş olabilir. Bu deliller, davalının açtığı karşı davada kullanılabilir.

Sonuç

Boşanma davasını geri çekme konusunda iki temel yol olan davanın geri alınması (HMK m.123) ve davadan feragat (HMK m.307-312) birbirinden farklı hukuki sonuçlar doğurmaktadır.

Davanın geri alınması, davalının rızasını gerektirse de davacının haklarını koruyan, yeniden dava açma imkanı tanıyan ve geri dönüşü mümkün kılan güvenli bir yoldur. Davadan feragat ise tek taraflı olarak yapılabilmesine rağmen kesin hüküm etkisi doğuran, aynı sebeplerle yeniden dava açılmasını engelleyen ve kural olarak geri alınamayan ağır sonuçlu bir hukuki işlemdir.

Tarafların barışması halinde öncelikli tercih davanın geri alınması olmalıdır. Feragat, yalnızca sonuçları tam olarak anlaşıldıktan ve hukuki danışmanlık alındıktan sonra başvurulması gereken son çare olarak değerlendirilmelidir. Her iki yolda da avukat desteği alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Paylaş:
Av. Kazım İsmail Kazdal - Kurucu Avukat

Av. Kazım İsmail Kazdal

Kurucu Avukat

İstanbul Barosu Sicil No: 75389

İlk ve orta öğrenimini Rize'de tamamlamış, 2009 yılında lise eğitiminden mezun olmuştur. Aynı yıl Marmara Üniversitesi Tarih Öğretmenliği Bölümünü kazanmış, 2015 yılında bu bölümden mezun olmuştur. İkinci üniversite eğitimi kapsamında Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenim görmüş ve 2019 yılında hukuk fakültesinden mezun olmuştur. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi diplomasını da almıştır. Avukatlık stajını tamamladıktan sonra kendi hukuk bürosunu kurarak serbest avukatlık faaliyetlerine başlamıştır. Başta özel hukuk alanları olmak üzere, mesleki çalışmalarını titizlik ve çözüm odaklılık ilkesiyle sürdürmektedir.

Bu Konuda Hukuki Desteğe mi İhtiyacınız Var?

Uzman avukatlarımız ile ön görüşme yaparak hukuki sürecinizi birlikte planlayalım.

Bize Ulaşın WhatsApp