Konu Özeti
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, dava zamanaşımının gerçekleştiği durumda derhal beraat kararı verilebilecek hal bulunmuyorsa öncelikle zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğine hükmetmiş ve istikrar kazanmış uygulamaya rücu etmiştir. Karar, masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkı bağlamında güçlü karşı oy içermektedir.
Kararın Önemi
Bu karar, ceza yargılamasında zamanaşımı ve beraat ilişkisini yeniden düzenleyen, masumiyet karinesi ile dava zamanaşımı arasındaki gerilimi ele alan temel bir içtihattır.
Kararın Önemi
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.02.2026 tarihli bu kararı, ceza yargılamasının en tartışmalı konularından birine kesin bir yanıt vermektedir: Dava zamanaşımı dolduğunda mahkeme beraat mi yoksa düşme kararı mı vermelidir?
Karara konu olayda, sanık hakkında silahla tehdit suçundan 1 yıl 8 ay hapis cezası verilmiş, Yargıtay 4. Ceza Dairesi’nin bozma kararı üzerine yerel mahkeme beraat kararı vermiştir. Ancak bu süreçte 8 yıllık dava zamanaşımı süresi dolmuştur. Yargıtay 6. Ceza Dairesi beraat kararını onamış, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise zamanaşımı nedeniyle düşme kararı verilmesi gerektiğini savunarak itiraz etmiştir.
Hukuki Değerlendirme
Ceza Genel Kurulu, öncelikle kendi 27.09.2023 tarihli kararıyla benimsediği yaklaşımı terk ederek istikrar kazanmış uygulamaya geri dönmüştür:
1. Müstakar içtihat: CMK’nın 223/9. maddesi uyarınca derhal beraat kararı verilmesini gerektiren haller dışında, zamanaşımı dolduğunda öncelikle düşme kararı verilmelidir. “Derhal beraat” ancak fiilin suç oluşturmaması veya yeni yasal düzenleme ile suç olmaktan çıkarılması gibi araştırma gerektirmeyen hallerde söz konusu olabilir.
2. Anayasa Mahkemesi kararları: AYM, düşme kararlarının masumiyet karinesini ve mahkemeye erişim hakkını ihlal etmediğine karar vermiştir. Düşme kararı herhangi bir suçlayıcı ifade barındırmamakta ve adli sicile işlenmemektedir.
3. Zamanaşımı süreleri: TCK’nın 66/1-e maddesi uyarınca beş yıldan fazla olmayan suçlarda asli zamanaşımı 8 yıl, kesintili zamanaşımı ise 12 yıldır.
Karşı Oy Görüşü
Karara muhalif kalan üyeler, güçlü argümanlar ileri sürmüştür: Beraat kararı sanığın aklanmasını sağlarken, düşme kararı hukuki durumu belirsiz bırakmakta ve “suçlu ama kurtuldu” algısına yol açabilmektedir. Bu durum AİHS’nin 6/2. maddesindeki masumiyet karinesi ve lekelenmeme hakkıyla bağdaşmamaktadır.
Uygulamada Etkisi
Bu karar, ceza yargılaması pratiğinde şu sonuçları doğurmaktadır:
- Zamanaşımı dolduğunda mahkemeler kural olarak düşme kararı verecektir
- Derhal beraat kararı yalnızca fiilin suç oluşturmaması gibi araştırma gerektirmeyen hallerde verilebilir
- Sanık müdafilerinin zamanaşımı dolmadan önce beraat kararı alınması için yargılamayı hızlandırma stratejisi geliştirmesi önem taşımaktadır
- Düşme kararı adli sicile işlenmediğinden, sanığın hukuki statüsü olumsuz etkilenmemektedir
Kaynak: Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E.2025/562, K.2026/106, T.18.02.2026. Karar Adalet Bakanlığı Mevzuat Bilgi Sistemi üzerinden doğrulanmıştır.
Av. Kazım İsmail Kazdal
Kurucu Avukat
İstanbul Barosu Sicil No: 75389
İlk ve orta öğrenimini Rize'de tamamlamış, 2009 yılında lise eğitiminden mezun olmuştur. Aynı yıl Marmara Üniversitesi Tarih Öğretmenliği Bölümünü kazanmış, 2015 yılında bu bölümden mezun olmuştur. İkinci üniversite eğitimi kapsamında Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenim görmüş ve 2019 yılında hukuk fakültesinden mezun olmuştur. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi diplomasını da almıştır. Avukatlık stajını tamamladıktan sonra kendi hukuk bürosunu kurarak serbest avukatlık faaliyetlerine başlamıştır. Başta özel hukuk alanları olmak üzere, mesleki çalışmalarını titizlik ve çözüm odaklılık ilkesiyle sürdürmektedir.