Detaylı Açıklama
Tam yargı davası, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun (İYUK) 2/1-b maddesinde düzenlenen ve idarenin işlem, eylem veya ihmalinden kaynaklanan zararların giderilmesi amacıyla açılan bir idari dava türüdür. İptal davasından farklı olarak tam yargı davasında mahkemeden idari işlemin ortadan kaldırılması değil, uğranılan maddi ve manevi zararın tazmin edilmesi talep edilir. Mahkeme, idari yargılama sonucunda belirli bir tazminat miktarına hükmedebilir.
Tam yargı davaları tazminat davaları, istirdat (geri alma) davaları ve vergi davaları olmak üzere alt türlere ayrılır. Uygulamada en yaygın olanı tazminat davalarıdır. İdarenin hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkesine dayanılarak dava açılabilir. Hizmet kusuру, idarenin kamu hizmetini hiç sunmaması, geç sunması veya kötü sunması hallerini kapsar. Kusursuz sorumluluk ise tehlike ilkesi ve fedakârlığın denkleştirilmesi ilkesine dayanır.
Hukuki Dayanak ve Uygulama
İYUK m.12 uyarınca ilgililer, haklarını ihlal eden idari işlemin iptalini istedikten sonra bu işlem nedeniyle uğradıkları zararın tazminini de talep edebilirler. Tam yargı davası üç şekilde açılabilir: doğrudan tam yargı davası açılabilir, iptal davasıyla birlikte açılabilir veya iptal davasının karara bağlanmasından sonra ayrıca açılabilir. İptal kararının ardından tam yargı davası açma süresi, kararın tebliğinden itibaren altmış gündür.
Dava açma süresi, işlemden kaynaklanan zararlarda işlemin tebliğinden itibaren altmış gün, eylemden kaynaklanan zararlarda ise eylemin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıl ve her halde eylem tarihinden itibaren beş yıldır. İYUK m.16 gereğince mahkeme, tazminat miktarını belirlerken bilirkişi incelemesi yaptırabilir. Tazminata faiz de eklenebilir ve faiz başlangıç tarihi genellikle dava tarihi olarak kabul edilir.
Sık Karşılaşılan Durumlar
Uygulamada tam yargı davalarının büyük bölümü kamu hastanelerindeki tıbbi hatalar, yol ve altyapı kusurlarından kaynaklanan kazalar, hukuka aykırı vergi cezaları, güvenlik güçlerinin hukuka aykırı müdahaleleri ve imar planı değişikliklerinden doğan değer kayıpları nedeniyle açılmaktadır. Danıştay içtihatlarına göre idarenin sorumluluğu için zarar, idarenin işlem veya eylemi ve illiyet bağı unsurlarının birlikte bulunması gerekir. Mücbir sebep, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusuru illiyet bağını kesen nedenler olarak kabul edilir ve idarenin sorumluluk kapsamını daraltır veya ortadan kaldırır.