İçeriğe Atla

Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır? 2026 Başvuru Rehberi

Av. Kazım İsmail Kazdal 16 Nisan 2026 21 dk okuma Aile

Uzaklaştırma kararı, aile içi şiddet veya şiddet tehlikesiyle karşı karşıya kalan kişilerin en hızlı ve en etkili hukuki korunma aracıdır. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında düzenlenen bu tedbir, şiddet mağdurlarının can güvenliğini sağlamak amacıyla şiddet uygulayan veya şiddet uygulama tehlikesi bulunan kişinin ortak konuttan ve mağdurun yakın çevresinden uzaklaştırılmasını ifade eder. Aile Hukuku uygulamasında en sık başvurulan koruma mekanizmalarından biri olan uzaklaştırma kararı, yalnızca eşler arasında değil; nişanlılar, birlikte yaşayan çiftler, eski eşler ve aile bireylerinin tamamı için talep edilebilir.

Bu makalede, uzaklaştırma kararının ne olduğunu, hangi hallerde başvurulabileceğini, başvuru yollarını, gerekli belgeleri, tedbir türlerini ve karara uyulmamasının sonuçlarını 2026 yılı güncel mevzuatı ışığında detaylı olarak ele alacağız.

Uzaklaştırma Kararı Nedir?

Uzaklaştırma kararı, 6284 sayılı Kanun’un 1. maddesinde tanımlanan “şiddet” kavramı çerçevesinde, şiddet mağdurunu korumak amacıyla verilen bir önleyici tedbir kararıdır. Kanun, şiddeti yalnızca fiziksel boyutuyla sınırlı tutmamış; psikolojik, cinsel, ekonomik ve sözlü şiddeti de kapsama almıştır.

6284 sayılı Kanun m.1/2’ye göre bu Kanun; şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kadınları, çocukları, aile bireylerini ve tek taraflı ısrarlı takip mağduru olan kişileri kapsamaktadır. Kanun, koruma tedbirlerini iki ana başlık altında düzenlemiştir: koruyucu tedbirler (m.3) ve önleyici tedbirler (m.5). Uzaklaştırma kararı, önleyici tedbirler kapsamında yer almakta olup, şiddet uygulayanın belirli davranışlardan men edilmesini ve mağdurdan fiziksel olarak uzak tutulmasını sağlamaktadır.

Uzaklaştırma kararı, bir ceza değil koruma tedbiridir. Amacı şiddet uygulayanı cezalandırmak değil, mağdurun can güvenliğini sağlamaktır. Bu nedenle, şiddetin henüz gerçekleşmemiş olduğu ancak ciddi tehlike bulunduğu hallerde de başvurulabilir.

Hangi Durumlarda Uzaklaştırma Kararı Alınabilir?

6284 sayılı Kanun, uzaklaştırma kararı verilebilmesi için belirli bir şiddet türü veya ağırlık derecesi aramamaktadır. Kanun’un geniş yorumlanması ilkesi gereği, mağdurun şiddete uğraması veya şiddete uğrama tehlikesinin bulunması yeterlidir. Uygulamada uzaklaştırma kararı talep edilebilecek başlıca durumlar şunlardır:

1. Fiziksel şiddet: Dövme, itme, tokat atma, yaralama, silahla tehdit gibi bedensel bütünlüğe yönelik her türlü saldırı. TCK m.86 (kasten yaralama) ve m.96 (eziyet) kapsamında değerlendirilebilecek fiiller, uzaklaştırma kararının en sık talep edildiği hallerdendir.

2. Psikolojik şiddet: Sürekli aşağılama, küçük düşürme, tehdit etme, korkutma, yıldırma, baskı altına alma ve kontrol etme davranışları. Psikolojik şiddetin fiziksel iz bırakmaması, hukuki korumanın kapsamını daraltmaz.

3. Cinsel şiddet: Eş dahil herhangi bir kişi tarafından rıza dışı cinsel davranışlara maruz bırakılma. 6284 sayılı Kanun, evlilik içi cinsel şiddeti de açıkça koruma kapsamına almaktadır.

4. Ekonomik şiddet: Mağdurun çalışmasının engellenmesi, gelir ve mal varlığına el konulması, ekonomik kaynaklardan yoksun bırakılma veya mali bağımlılık yaratılması. Ekonomik şiddet, mağdurun bağımsız yaşam sürmesini engelleyen her türlü mali baskıyı kapsar.

5. Dijital şiddet ve ısrarlı takip: Sosyal medya hesaplarının izinsiz kontrol edilmesi, konum takibi, özel fotoğraf veya mesajlarla tehdit, sürekli arama ve mesaj gönderme gibi dijital ortamdaki taciz davranışları. 6284 sayılı Kanun m.1/2-ç’de tanımlanan “tek taraflı ısrarlı takip” bu kapsamdadır.

6. Hakaret ve tehdit: Sürekli aşağılayıcı sözler, ölüm tehdidi, çocukları kaçırma tehdidi veya zarar verme yönündeki sözlü beyanlar.

7. Eşyaya ve mala zarar verme: Mağdurun kişisel eşyalarının kırılması, tahrip edilmesi veya ortak konuttaki eşyalara zarar verilmesi. Bu tür davranışlar dolaylı bir şiddet biçimi olarak değerlendirilmektedir.

8. Çocuklara yönelik şiddet veya ihmal: Çocukların fiziksel, psikolojik veya cinsel şiddete maruz bırakılması ya da temel ihtiyaçlarının karşılanmaması durumunda hem çocuklar hem de ebeveyn adına uzaklaştırma kararı talep edilebilir.

Uzaklaştırma Kararı Nasıl Alınır? Başvuru Yolları

6284 sayılı Kanun, uzaklaştırma kararı almak için birden fazla başvuru yolu öngörmüştür. Mağdurun durumunun aciliyetine göre farklı mercilere başvurulabilir.

1. Aile Mahkemesi

Aile mahkemesi, uzaklaştırma kararı vermeye yetkili asıl yargı merciidir. 6284 sayılı Kanun m.5 uyarınca hakim tarafından verilebilecek önleyici tedbirler arasında uzaklaştırma kararı da yer almaktadır. Aile mahkemesine doğrudan dilekçeyle başvurulabilir; başvuru için avukat tutulması zorunlu değildir. Mağdur, adliye içindeki aile mahkemesi kalemine giderek sözlü veya yazılı başvuruda bulunabilir. Mahkeme, başvuruyu genellikle aynı gün veya en geç ertesi gün karara bağlar. Delil sunulması zorunlu olmayıp, mağdurun beyanı esas alınır.

Aile mahkemesi kararları daha kapsamlı ve uzun süreli olma eğilimindedir. Hakim, koruyucu ve önleyici tedbirlerin tamamını birlikte uygulayabilir. Mahkeme, tedbir kararı verirken karşı tarafın dinlenmesini beklemek zorunda değildir; karar, tek taraflı olarak ve mağdurun beyanına dayanılarak verilebilir. Bu özellik, acil koruma ihtiyacının karşılanması bakımından büyük önem taşımaktadır.

2. Kolluk Kuvvetleri (Karakol veya Jandarma)

Mağdur, en yakın polis merkezi veya jandarma karakoluna başvurarak uzaklaştırma kararı talep edebilir. Kolluğun 6284 sayılı Kanun m.5 kapsamında gecikmesinde sakınca bulunan hallerde doğrudan önleyici tedbir uygulama yetkisi bulunmaktadır. Kolluk tarafından verilen geçici tedbirler, derhal aile mahkemesinin onayına sunulur ve hakim kararını en geç 24 saat içinde verir.

Kolluğa başvuru, özellikle gece saatlerinde veya hafta sonlarında mahkemenin kapalı olduğu durumlarda en hızlı başvuru yoludur.

3. Cumhuriyet Başsavcılığı

Savcılığa şikayet yoluyla da uzaklaştırma kararı talep edilebilir. Savcılık, gecikmesinde sakınca bulunan hallerde 6284 sayılı Kanun m.3 kapsamındaki koruyucu tedbirleri bizzat verebilir. Önleyici tedbirler bakımından ise savcılık, durumu derhal aile mahkemesine bildirerek karar alınmasını sağlar. Savcılığa yapılan başvuruda aynı zamanda şiddet uygulayan hakkında ceza soruşturması da başlatılabilir.

4. Valilik veya Kaymakamlık

6284 sayılı Kanun m.3/3’e göre koruyucu tedbir kararı, ilgilinin talebi, Bakanlığın veya kolluk görevlilerinin ya da Cumhuriyet savcısının başvurusu üzerine ilk defasında en çok altı ay süreyle verilebilir. Valilik ve kaymakamlıklar, mülki amir sıfatıyla koruyucu tedbir kararı verebilmektedir. Bu tedbirler arasında barınma, geçici maddi yardım, psikolojik destek ve hukuki danışmanlık sağlanması bulunmaktadır.

5. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞONİM)

ŞONİM, şiddet mağdurlarına yönelik destek hizmeti sunan ve Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı kuruluşlardır. ŞONİM’e başvurularak psikolojik destek, barınma yönlendirmesi, hukuki rehberlik ve uzaklaştırma kararı başvurusu için yardım alınabilir. ŞONİM personeli, mağdurun başvurusunu ilgili mercilere yönlendirme ve süreci takip etme konusunda destek sağlar. ALO 183 hattı üzerinden de ŞONİM’e ulaşılabilir.

Karakol Uzaklaştırma Kararı Verebilir mi?

Evet, karakol (kolluk kuvvetleri) belirli koşullarda uzaklaştırma kararı verebilir. 6284 sayılı Kanun m.5/2 uyarınca gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk amiri tarafından önleyici tedbir kararı verilebilir. Bu yetki, mağdurun acil koruma ihtiyacının bulunduğu ve mahkemeye başvuru sürecinin beklenmesinin tehlike yaratacağı durumlarda kullanılır.

Kolluğun verdiği geçici uzaklaştırma kararının özellikleri şunlardır:

  • Karar derhal uygulanır ve şiddet uygulayan kişi ortak konuttan uzaklaştırılır.
  • Kararın verilmesinin ardından durum en kısa sürede aile mahkemesine bildirilir.
  • Hakim, en geç 24 saat içinde kararın onaylanmasına veya kaldırılmasına karar verir.
  • Hakim onayı alınana kadar geçici tedbir geçerliliğini korur.

Bu düzenleme, mağdurun gece saatlerinde, hafta sonlarında veya resmi tatillerde dahi acil koruma altına alınabilmesini sağlamaktadır. Uygulamada karakol, özellikle fiziksel şiddet ve doğrudan tehdit durumlarında bu yetkiyi sıklıkla kullanmaktadır.

Uzaklaştırma Kararı İçin Gerekli Belgeler

6284 sayılı Kanun, uzaklaştırma kararı verilmesi için delil veya belge sunulmasını zorunlu tutmamıştır. Kanun’un 8. maddesinin 3. fıkrasına göre koruyucu tedbir kararı verilebilmesi için şiddetin uygulandığı hususunda delil veya belge aranmaz. Mağdurun beyanı esas alınır ve bu beyan, tek başına tedbir kararı verilmesi için yeterlidir.

Ancak başvuruyu güçlendirmek ve daha kapsamlı tedbirler alınmasını sağlamak amacıyla aşağıdaki belgeler sunulabilir:

  • Darp raporu: Hastane acil servisinden veya adli tıp biriminden alınacak sağlık raporu, fiziksel şiddetin belgelenmesi açısından güçlü bir delildir.
  • Fotoğraf ve video kayıtları: Şiddet izlerinin, eşyaya verilen zararın veya tehdit anlarının görsel kaydı.
  • Mesaj ve arama kayıtları: Tehdit, hakaret veya ısrarlı takip içeren SMS, WhatsApp mesajları, arama kayıtları ve sosyal medya yazışmaları.
  • Tanık beyanları: Komşuların, aile bireylerinin veya olaya tanık olan kişilerin yazılı veya sözlü beyanları.
  • Daha önceki şikayet veya uzaklaştırma kayıtları: Tekrarlayan şiddeti gösteren önceki başvuru kayıtları.
  • Tedavi raporları: Psikolojik şiddete bağlı tedavi gören mağdurların psikolog veya psikiyatrist raporları.

Belge sunulması zorunlu olmamakla birlikte, özellikle uzun süreli ve kapsamlı tedbir talep edilen hallerde destekleyici delillerin bulunması mahkemenin kararını olumlu yönde etkileyebilmektedir.

Koruyucu ve Önleyici Tedbirler: Fark Nedir?

6284 sayılı Kanun, tedbir kararlarını iki ana kategoride düzenlemiştir. Bu ayrımın doğru anlaşılması, başvurunun etkinliği açısından büyük önem taşımaktadır.

Koruyucu Tedbirler (6284 m.3)

Koruyucu tedbirler, mağdura yönelik alınan destek niteliğindeki tedbirlerdir. Bu tedbirler, hakim, kolluk veya mülki amir tarafından verilebilir.

TedbirAçıklama
Barınma yeri sağlamaMağdura ve çocuklara güvenli barınma imkanı
Geçici maddi yardımMağdurun acil geçim ihtiyaçlarının karşılanması
Psikolojik destekProfesyonel psikolojik danışmanlık hizmeti
Geçici koruma altına almaMağdurun güvenli bir ortama yerleştirilmesi
Kreş imkanıÇocukların bakım ihtiyacının karşılanması
Hayati tehlike halinde kimlik değişikliğiCiddi tehlike durumunda mağdurun kimlik bilgilerinin değiştirilmesi

Önleyici Tedbirler (6284 m.5)

Önleyici tedbirler, şiddet uygulayana yönelik verilen ve belirli davranışları yasaklayan tedbirlerdir. Uzaklaştırma kararı bu kategori kapsamındadır. Önleyici tedbirler kural olarak hakim tarafından verilir; ancak gecikmesinde sakınca bulunan hallerde kolluk amiri de karar verebilir.

TedbirAçıklama
Ortak konuttan uzaklaştırmaŞiddet uygulayanın konutu terk etmesi
Mağdura yaklaşmamaBelirli mesafe sınırlaması (uygulamada 100-500 m)
İletişim yasağıTelefon, mesaj, sosyal medya dahil her türlü iletişimin yasaklanması
Silah teslimiRuhsatlı silahların kolluk kuvvetlerine teslim edilmesi
Alkol/uyuşturucu yasağıBağımlılık yaratan maddelerin kullanımının yasaklanması
Mal varlığına ilişkin tedbirlerOrtak mal varlığının korunmasına yönelik tedbirler
Eşyalara zarar vermemeKişisel ve ortak eşyalara zarar verilmesinin yasaklanması

Hakim, somut olayın koşullarına göre bu tedbirlerin birden fazlasını aynı anda uygulayabilir. Uygulamada uzaklaştırma kararları genellikle yaklaşmama, iletişim yasağı ve silah teslimi tedbirleriyle birlikte verilmektedir.

Uzaklaştırma Kararı Neleri Kapsar?

Uzaklaştırma kararı, şiddet uygulayana yönelik çeşitli yasaklar ve yükümlülükler içerir. Kararın kapsamı, hakimin takdirine göre şekillenirken, 6284 sayılı Kanun m.5’te sayılan tedbirlerin bir veya birkaçını içerebilir.

Mesafe Sınırlaması

Uzaklaştırma kararı kaç metre mesafe öngörür sorusu, uygulamada en çok merak edilen konulardan biridir. Kanun’da sabit bir mesafe belirtilmemiş olup, mesafe hakimin takdirine bırakılmıştır. Uygulamada mahkemeler genellikle 100 ile 500 metre arasında bir yaklaşmama mesafesi belirlemektedir. Bu mesafe, mağdurun yaşadığı konut, işyeri, çocukların okulu ve sıkça bulunduğu yerler için geçerli olabilir.

Kararda Yer Alabilecek Yasaklar

  • Ortak konuta, mağdurun işyerine ve çocukların okuluna yaklaşmama
  • Mağdura her türlü iletişim aracıyla ulaşmama (telefon, SMS, WhatsApp, sosyal medya)
  • Mağdurun aile bireylerini ve yakın çevresini rahatsız etmeme
  • Ortak konut ve eşyalara zarar vermeme
  • Ruhsatlı silahların kolluk kuvvetlerine teslim edilmesi
  • TMK m.194 kapsamında mahkeme kararı olmaksızın aile konutu üzerinde tasarrufta bulunmama

Hakim, somut olayın özelliklerine göre ek yasaklar da öngörebilir. Elektronik kelepçe (takip cihazı) uygulaması da 6284 sayılı Kanun kapsamında mümkündür ve tehlikenin yüksek olduğu vakalarda uygulanmaktadır.

Uzaklaştırma Kararı Kaç Ay Sürer?

6284 sayılı Kanun m.8/2’ye göre tedbir kararı ilk defasında en çok altı ay için verilebilir. Ancak şiddet veya şiddet tehlikesinin devam ettiğinin tespiti halinde, tedbirler resen, mağdurun veya Bakanlığın talebi üzerine uzatılabilir.

Süreye ilişkin temel kurallar şunlardır:

  • İlk karar süresi: En fazla 6 ay
  • Uzatma: 6’şar aylık dönemlerle uzatılabilir
  • Uzatma sınırı: Kanun’da azami bir toplam süre öngörülmemiştir; şiddet tehlikesi devam ettiği sürece tedbir uzatılabilir
  • Erken kaldırma: Koşulların değiştiği gerekçesiyle tarafların başvurusu üzerine tedbirin kaldırılması veya değiştirilmesi talep edilebilir

Uygulamada mahkemeler, ilk kararı genellikle 3 veya 6 ay olarak vermekte; süresi dolan tedbirler için mağdurun yeniden başvurması halinde uzatma kararı verilmektedir. Yargıtay, uzatma kararlarında şiddet tehlikesinin devam ettiğine dair somut verilerin değerlendirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır.

Uzaklaştırma Kararı Karşı Tarafa Nasıl Bildirilir?

Uzaklaştırma kararının hukuki sonuç doğurabilmesi için karşı tarafa usulüne uygun şekilde tebliğ edilmesi gerekmektedir. 6284 sayılı Kanun m.8/4’e göre tedbir kararı, kolluğa, Cumhuriyet başsavcılığına ve gerekli hallerde ilgili kurum ve kuruluşlara bildirilir.

Tebliğ süreci şu şekilde işler:

  • Mahkeme kararı, öncelikle kolluk kuvvetlerine iletilir.
  • Kolluk, kararı şiddet uygulayan kişiye bizzat tebliğ eder.
  • Tebliğ sırasında kararın içeriği, yasaklar ve karara uyulmamasının sonuçları karşı tarafa açıkça bildirilir.
  • Tebliğ edilemediği hallerde bile karar geçerlidir; ancak yaptırımların uygulanabilmesi için tebliğin gerçekleştirilmiş olması önemlidir.

Kararın tebliğ tarihi, tedbir süresinin başlangıcı ve olası ihlallerin tespiti açısından kritik öneme sahiptir.

Uzaklaştırma Kararına Uyulmazsa Ne Olur?

6284 sayılı Kanun m.13, tedbir kararlarına aykırı hareket eden kişilere yönelik yaptırımları düzenlemiştir. Tedbir kararına aykırılık, şikayet aranmaksızın re’sen soruşturulur ve kovuşturulur. Karara uymamanın yaptırımı tazyik hapsidir.

Tazyik Hapsi Süreleri

İhlal DurumuTazyik Hapsi Süresi
İlk ihlal3 - 10 gün
İkinci ihlal15 - 30 gün
Üçüncü ve sonraki ihlaller15 gün - 6 ay

Tazyik hapsi, disiplin hapsi niteliğinde olup adli sicil kaydına işlenmez. Ancak her ihlalde süre artmakta ve tekrarlayan ihlallerde caydırıcılık güçlenmektedir. Mağdurun ihlali kolluk kuvvetlerine bildirmesi üzerine, savcılık resen harekete geçerek ihlal eden kişinin yakalanmasını ve tazyik hapsinin infaz edilmesini sağlar.

Ayrıca, uzaklaştırma kararının ihlali sırasında işlenen fiiller ayrı suç teşkil ediyorsa (örneğin kasten yaralama, tehdit, konut dokunulmazlığını ihlal), bu suçlardan da ayrıca ceza davası açılır.

Tazyik hapsinin infazı, ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilir. Hükümlü, tazyik hapsi süresince cezaevinde kalır; ancak tazyik hapsi adli sicil kaydında yer almadığından ileriye dönük bir sabıka kaydı oluşturmaz. Bununla birlikte, tekrarlayan ihlaller ciddi bir suç profili oluşturabileceğinden mahkemeler bu durumu sonraki tedbir kararlarında dikkate almaktadır.

Erkekler de Uzaklaştırma Kararı Alabilir mi?

Evet, erkekler de uzaklaştırma kararı talep edebilir. 6284 sayılı Kanun, koruma tedbirlerinden yararlanma hakkını cinsiyet ayrımı gözetmeksizin düzenlemiştir. Kanun’un 1. maddesindeki tanımlarda “şiddete uğrayan veya şiddete uğrama tehlikesi bulunan kişiler”den söz edilmekte olup, burada cinsiyet sınırlaması bulunmamaktadır.

Uygulamada uzaklaştırma kararlarının büyük çoğunluğu kadın mağdurlar lehine verilmekle birlikte, erkeklerin de eşleri veya diğer aile bireyleri tarafından şiddete maruz kaldığı durumlarda başvuru hakkı mevcuttur. Erkek mağdurlar da kadınlarla aynı başvuru yollarını kullanabilir: aile mahkemesi, karakol, savcılık, valilik ve ŞONİM.

Yargıtay kararlarında da cinsiyet ayrımı yapılmaksızın, şiddet mağduru olan herkesin 6284 sayılı Kanun kapsamında koruma talep edebileceği teyit edilmiştir. Önemli olan, başvuranın şiddete uğramış veya şiddete uğrama tehlikesiyle karşı karşıya olmasıdır.

Benzer şekilde, aile bireylerinin birbirine yönelik şiddeti de 6284 kapsamındadır. Ebeveynin yetişkin çocuğuna, kardeşin kardeşe veya kayınvalide-gelinin birbirine uyguladığı şiddet hallerinde de uzaklaştırma kararı talep edilebilir. Kanun’un koruma kapsamı, evlilik birliğiyle sınırlı olmayıp tüm aile bireylerini ve birlikte yaşayan kişileri içermektedir.

Uzaklaştırma Kararına İtiraz

Hakkında uzaklaştırma kararı verilen kişi, bu karara karşı iki hafta içinde kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. 6284 sayılı Kanun m.9 uyarınca tedbir kararlarına karşı, tefhim veya tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde ilgililer tarafından aile mahkemesine itiraz edilebilir.

İtirazın temel özellikleri şunlardır:

  • İtiraz, kararın uygulanmasını durdurmaz. Yani itiraz süresince uzaklaştırma kararı geçerliliğini korur.
  • İtiraz, kararı veren aile mahkemesine dilekçeyle yapılır.
  • Mahkeme, itirazı dosya üzerinden veya duruşmalı olarak inceleyebilir.
  • İtiraz üzerine mahkeme, tedbiri kaldırabilir, değiştirebilir veya itirazı reddedebilir.
  • İtirazın reddine ilişkin karara karşı da kanun yollarına başvurulabilir.

İtiraz sürecinde mağdurun korunmaya devam etmesi esastır. Bu nedenle, itirazın kabulü ancak somut delillerle tedbirin gereksiz olduğunun ortaya konması halinde mümkün olmaktadır.

Uzaklaştırma Kararının Boşanma Davasıyla İlişkisi

Uzaklaştırma kararı, bağımsız bir koruma tedbiri olup boşanma davasından ayrı bir süreçtir. Ancak uygulamada bu iki süreç sıklıkla bir arada yürütülmektedir. Uzaklaştırma kararı, boşanma davasında şiddetin ispatı açısından önemli bir delil niteliği taşır. Boşanma davasında kusur tespitinde, uzaklaştırma kararının varlığı ve ihlali ciddi bir kusur oluşturur.

Uzaklaştırma kararı verilmesi, otomatik olarak boşanma sonucu doğurmaz. Evliliğin sona erdirilmesi için ayrıca boşanma davası açılması gerekir. Bununla birlikte, uzaklaştırma kararı süresince nafaka ve çocuğun geçici velayeti gibi konularda da aile mahkemesi geçici tedbirler alabilir.

Uzaklaştırma kararının boşanma davasındaki etkisi özellikle kusur belirlemesinde ortaya çıkmaktadır. Hakkında uzaklaştırma kararı verilen eş, boşanma davasında kusurlu taraf olarak değerlendirilebilir. Yargıtay içtihatlarında, uzaklaştırma kararının varlığı ve özellikle tekrarlayan şiddet nedeniyle verilen birden fazla uzaklaştırma kararı, ağır kusur olarak nitelendirilmektedir. Bu durum, maddi ve manevi tazminat ile nafaka taleplerini doğrudan etkilemektedir.

Sonuç

Uzaklaştırma kararı, 6284 sayılı Kanun’un şiddet mağdurlarına sağladığı en etkili ve en hızlı koruma mekanizmasıdır. Başvuru için delil sunulması zorunluluğu bulunmaması, birden fazla başvuru yolunun mevcut olması ve kararın aynı gün verilebilmesi, mağdurların bu haktan etkin biçimde yararlanabilmesini sağlamaktadır. Tedbir kararına uyulmaması halinde tazyik hapsi yaptırımı öngörülmüş olup, bu durum kararın caydırıcılığını güçlendirmektedir. Uzaklaştırma kararı başvurusunun usulüne uygun yapılması, talep edilen tedbirlerin somut duruma uygun belirlenmesi ve sürecin doğru yönetilmesi açısından alanında deneyimli bir avukattan hukuki destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi bakımından büyük önem taşımaktadır. Kazdal Hukuk Bürosu olarak, aile hukuku alanındaki deneyimli kadromuzla şiddet mağdurlarına kapsamlı hukuki destek sunmaktayız.

Paylaş:
Av. Kazım İsmail Kazdal - Kurucu Avukat

Av. Kazım İsmail Kazdal

Kurucu Avukat

İstanbul Barosu Sicil No: 75389

İlk ve orta öğrenimini Rize'de tamamlamış, 2009 yılında lise eğitiminden mezun olmuştur. Aynı yıl Marmara Üniversitesi Tarih Öğretmenliği Bölümünü kazanmış, 2015 yılında bu bölümden mezun olmuştur. İkinci üniversite eğitimi kapsamında Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenim görmüş ve 2019 yılında hukuk fakültesinden mezun olmuştur. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi diplomasını da almıştır. Avukatlık stajını tamamladıktan sonra kendi hukuk bürosunu kurarak serbest avukatlık faaliyetlerine başlamıştır. Başta özel hukuk alanları olmak üzere, mesleki çalışmalarını titizlik ve çözüm odaklılık ilkesiyle sürdürmektedir.

Bu Konuda Hukuki Desteğe mi İhtiyacınız Var?

Uzman avukatlarımız ile ön görüşme yaparak hukuki sürecinizi birlikte planlayalım.

Bize Ulaşın WhatsApp