Aile Hukuku Nedir?
Aile hukuku, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun İkinci Kitabında düzenlenen ve evlenme, boşanma, velayet, nafaka, mal rejimi, soybağı ve vesayet gibi aile ilişkilerini kapsayan medeni hukuk dalıdır. Aile, Anayasa'nın 41. maddesiyle koruma altına alınmış olup devlet, ailenin huzur ve refahı ile özellikle anne ve çocukların korunması için gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.
Aile hukuku davaları, kişilerin en hassas dönemlerinde karşı karşıya kaldıkları hukuki süreçlerdir. Boşanma, velayet ve nafaka gibi konularda alınan kararlar hem ebeveynlerin hem de çocukların yaşamını doğrudan etkiler. Bu nedenle aile hukuku davalarında uzman bir avukatın rehberliği, haklarınızın korunması ve sürecin sağlıklı yürütülmesi açısından büyük önem taşır.
Kazdal Hukuk Bürosu olarak İstanbul'da anlaşmalı ve çekişmeli boşanma davaları, velayet ve nafaka uyuşmazlıkları, mal paylaşımı davaları ile 6284 sayılı Kanun kapsamındaki koruyucu tedbirler başta olmak üzere aile hukuku alanında kapsamlı hukuki destek sunuyoruz.
Boşanma Davası Türleri
Türk Medeni Kanunu'nda boşanma sebepleri özel sebepler ve genel sebepler olarak ikiye ayrılır. Özel boşanma sebepleri: zina (TMK m.161), hayata kast, pek kötü veya onur kırıcı davranış (m.162), suç işleme ve haysiyetsiz hayat sürme (m.163), terk (m.164) ve akıl hastalığı (m.165) olarak sıralanır. Bu sebeplerin varlığı halinde diğer eşin kusurlu olup olmadığına bakılmaksızın boşanma kararı verilebilir.
Genel boşanma sebebi ise evlilik birliğinin temelinden sarsılmasıdır (TMK m.166). Bu hükme göre evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Uygulamada boşanma davalarının büyük çoğunluğu bu genel sebebe dayanılarak açılmaktadır.
Anlaşmalı boşanma (TMK m.166/3), evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması koşuluyla, eşlerin birlikte başvurması veya bir eşin açtığı davanın diğer eş tarafından kabul edilmesi halinde mümkündür. Hakim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde bulundurarak anlaşma protokolünü uygun bulursa boşanmaya karar verir. Çekişmeli boşanmada ise taraflar boşanmanın koşulları (velayet, nafaka, tazminat, mal paylaşımı) konusunda anlaşamazlar ve bu konularda mahkeme karar verir.
Velayet ve Çocuk Hakları
Velayet, küçüğün bakımı, eğitimi, korunması ve temsili konusunda ana babaya tanınan hak ve yükümlülüklerin bütünüdür. Boşanma halinde velayet, çocuğun üstün yararı ilkesi doğrultusunda ebeveynlerden birine verilir (TMK m.182). Hakim, velayet kararı verirken çocuğun yaşını, sağlık durumunu, eğitim ihtiyaçlarını, ebeveynlerle olan duygusal bağını ve idrak çağındaki çocuğun kendi görüşünü dikkate alır.
Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi'nin 12. maddesi uyarınca, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun kendini ilgilendiren her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkı vardır. Uygulamada 8 yaş ve üzeri çocukların velayetle ilgili tercihleri mahkemece dikkate alınmaktadır.
Velayet kendisine verilmeyen ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı bulunur (TMK m.182/2). Kişisel ilişki düzenlemesi, çocuğun yararı gözetilerek belirli gün ve saatlerle düzenlenir. Velayet hakkının kötüye kullanılması, çocuğun ihmal veya istismar edilmesi halinde mahkeme velayetin değiştirilmesine (TMK m.183) veya kaldırılmasına (TMK m.348) karar verebilir. Ortak velayet, Anayasa Mahkemesi'nin 2017 tarihli kararıyla Türk hukukunda da tartışılmaya başlanmış olup belirli koşullarda uygulanabilirliği kabul görmektedir.
Nafaka Türleri
Türk hukukunda dört temel nafaka türü bulunmaktadır. Tedbir nafakası (TMK m.169), boşanma davası süresince eşlerin ve çocukların geçimini sağlamak amacıyla mahkeme tarafından hükmedilen geçici nafakadır. Dava tarihinden itibaren talep edilebilir ve boşanma kararının kesinleşmesine kadar devam eder.
İştirak nafakası (TMK m.182/2), boşanma sonrasında velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katkısı olarak ödediği nafakadır. Çocuk reşit olana kadar (18 yaş) devam eder; ancak çocuğun eğitimi devam ediyorsa eğitim sonuna kadar uzatılabilir.
Yoksulluk nafakası (TMK m.175), boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek olan eşe, diğer eşin mali gücü oranında süresiz olarak ödenen nafakadır. Taleple bağlıdır; yani istemde bulunulmamışsa hakim kendiliğinden hükmedemez. Nafaka alacaklısının evlenmesi, taraflardan birinin ölümü veya alacaklının evlenme olmaksızın fiilen başka biriyle yaşaması halinde sona erer (TMK m.176).
Yardım nafakası (TMK m.364), yoksulluğa düşecek olan altsoy, üstsoy ve kardeşlere ödenen nafakadır. Boşanmadan bağımsız olup aile bireyleri arasındaki yardım yükümlülüğüne dayanır. Nafaka miktarı belirlenirken tarafların ekonomik durumu, yaşam standardı ve ihtiyaçlar dikkate alınır.
Mal Rejimi ve Mal Paylaşımı
Türk hukukunda yasal mal rejimi, edinilmiş mallara katılma rejimidir (TMK m.218-241). Bu rejim, 1 Ocak 2002 tarihinden itibaren evlenen tüm çiftlere otomatik olarak uygulanır. Edinilmiş mallar, evlilik süresince karşılığını vererek elde edilen malvarlığı değerleridir. Çalışma karşılığı elde edilen kazanç, sosyal güvenlik ödemeleri, kişisel malların gelirleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler edinilmiş mal sayılır.
Kişisel mallar ise eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşyalar, evlenmeden önce sahip olunan mallar, miras yoluyla edinilen mallar ve karşılıksız kazandırmalar (bağış) olarak tanımlanır. Kişisel mallar paylaşıma tabi değildir.
Mal rejimi tasfiyesi, boşanma kararının kesinleşmesiyle birlikte gündeme gelir. Her eş, diğer eşin edinilmiş malları üzerinde artık değerin yarısını talep edebilir (katılma alacağı). Eşlerden birinin mal kaçırması halinde TMK m.229 uyarınca eklenecek değerler hesaba katılır. Özellikle boşanma öncesi yapılan mal satışları, bağışlar veya devir işlemleri bu kapsamda değerlendirilir.
Aile konutu, TMK m.194 ile özel koruma altına alınmıştır. Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça aile konutu üzerinde tasarrufta bulunamaz. Aile konutu şerhi konulması halinde konutun satışı veya devri engellenmiş olur.
Koruyucu ve Önleyici Tedbirler
6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, şiddet mağdurlarını korumak amacıyla hızlı ve etkili tedbirler öngörmektedir. Koruyucu tedbir kararları mülki amir (valilik/kaymakamlık) veya hakim tarafından verilir. Önleyici tedbir kararları ise yalnızca hakim tarafından verilebilir.
Koruyucu tedbirler arasında mağdurun barınma ihtiyacının karşılanması, geçici maddi yardım sağlanması, rehberlik ve danışmanlık hizmetleri ile geçici koruma altına alınması yer alır. Önleyici tedbirler ise şiddet uygulayanın konuttan uzaklaştırılması, mağdura belirli mesafeden daha fazla yaklaşmaması, iletişim araçlarıyla rahatsız etmemesi ve silah teslimi gibi yaptırımları içerir.
Başvuru yolları: Karakol (kolluk kuvvetleri), ŞÖNİM (Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri) ve doğrudan aile mahkemesi. Tedbir kararları genellikle başvurudan birkaç saat içinde verilir. Tedbirlere aykırılık halinde zorlama hapsi (3-10 gün) uygulanır ve bu karar itirazdan bağımsız olarak derhal icra edilir.
Kazdal Hukuk Bürosu olarak şiddet mağdurlarına acil hukuki destek sağlıyor, tedbir kararı alınması sürecinde rehberlik ediyor ve mağdurların güvenliğini hukuki çerçevede koruma altına alıyoruz.
Bu sayfadaki bilgiler genel bilgilendirme amaçlıdır. Güncel mevzuat için
mevzuat.gov.tr
adresini ziyaret edebilirsiniz.