Konu Özeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, hisse devir sözleşmesinden kaynaklanan icra takibinde davacının 'borç ödemeden aciz belgesinin mutlak butlanla batıl ve yok hükmünde olduğu' iddiasının kanıtlanamadığına; takip dayanağı belgenin İİK m.68 kapsamında usulüne uygun düzenlendiğine; mükerrer takip iddiasının da daha önce icra hukuk mahkemesinde reddedildiğine işaret ederek menfi tespit davasının reddine ilişkin kararı onamıştır.
Kararın Önemi
orta
Kararın Önemi
Bu karar mutlak butlan iddiasının pratik uygulamasını ve ispat yükünün dağılımını somutlaştıran önemli bir referanstır. Mutlak butlan teoride hâkim tarafından re’sen dikkate alınsa da, somut olayda butlana götüren olguların ispatı iddia eden tarafa düşer. Belge ve işlemin “mutlak butlanla batıl ve yok hükmünde” olduğu iddiası, somut delil olmaksızın kabul edilmez.
Olayın Özeti
Davacı şirket, davalı kurumun başlattığı icra takibine karşı menfi tespit davası açmıştır. İddiaları:
- Sözleşme ve ödeme makbuzları ile borcun bulunmadığı sabittir.
- Takip dayanağı borç ödemeden aciz belgesi muvazaalı ve yok hükmündedir.
- Aciz belgesi sicil defterinde kayıtlı değildir.
- İcra takibi mükerrer olduğundan kanuna ve kamu düzenine aykırı olarak mutlak butlan ile batıl ve yok hükmündedir.
- Aciz belgesi İİK’nın öngördüğü niteliği taşımamaktadır.
- Zamanaşımı def’i ileri sürülmüştür.
İlk derece mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi davacının “mutlak butlanla batıl” iddiasının kanıtlanamadığını, mükerrer takip iddiasının daha önce icra hukuk mahkemesinde reddedildiğini ve aciz belgesinin İİK m.68 kapsamında usulüne uygun bir belge olduğunu tespit ederek davayı reddetmiştir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi de bu kararı HMK m.353/1-b(1) uyarınca onamıştır.
Mahkemenin Gerekçesi
Yargıtay 11. HD’nin yerleşik onama formülüne göre temyiz incelemesi: “Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre…” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararı onanmıştır.
İlk derece mahkemesinin tespitleri:
- Takip konusu borcun kaynağı 31.03.1995 tarihli hisse satış sözleşmesidir.
- Borçlunun bakiye tutar için başlatılan icra takibi sonucu kesin rehin açığı belgesi ve sonrasında 02.05.2003 tarihli borç ödemeden aciz belgesi düzenlenmiştir.
- Aciz belgeye dayalı takipler usulüne uygun olarak yürütülmüştür.
- Daha önceki icra hukuk mahkemesi kararı (kesinleşen) bu konuda emsal teşkil etmektedir.
Sonuç ve Pratik Anlamı
Pratik ders:
- Mutlak butlan iddiası “hâkim re’sen dikkate alır” prensibiyle korunsa da, iddiada bulunan tarafın somut sebep göstermesi ve ispat etmesi beklenir.
- Bir hukuki belgenin/işlemin “kanuna ve kamu düzenine aykırı” olduğu iddiası soyut olarak ileri sürülemez; aykırılığın hangi emredici hükme ilişkin olduğu açıkça gösterilmelidir.
- İcra hukukunda aciz belgesi (İİK m.143) ve borç ödemeden aciz belgesi (m.146) özel kanunda düzenlenmiş belgelerdir; yetkili makamca usulüne uygun düzenlendiğinde mutlak butlan iddiası kabul edilmez.
- Aynı uyuşmazlığa ilişkin kesinleşen icra hukuk mahkemesi kararları sonraki davalarda kuvvetli delil olarak değerlendirilir.
Bu karar mutlak butlan ileri süren tarafın ispat yükü konusunda dikkatli olmasının gerekliliğini açıkça ortaya koymaktadır.
Kaynak: Yargıtay Bedesten Bilgi Sistemi — Doküman 1203172400
Av. Kazım İsmail Kazdal
Kurucu Avukat
İstanbul Barosu Sicil No: 75389
İlk ve orta öğrenimini Rize'de tamamlamış, 2009 yılında lise eğitiminden mezun olmuştur. Aynı yıl Marmara Üniversitesi Tarih Öğretmenliği Bölümünü kazanmış, 2015 yılında bu bölümden mezun olmuştur. İkinci üniversite eğitimi kapsamında Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenim görmüş ve 2019 yılında hukuk fakültesinden mezun olmuştur. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi diplomasını da almıştır. Avukatlık stajını tamamladıktan sonra kendi hukuk bürosunu kurarak serbest avukatlık faaliyetlerine başlamıştır. Başta özel hukuk alanları olmak üzere, mesleki çalışmalarını titizlik ve çözüm odaklılık ilkesiyle sürdürmektedir.