İçeriğe Atla

Fon Zararının Tazmini 2026: Kime Karşı, Hangi Dayanakla, Hangi Mahkemede?

Av. Kazım İsmail Kazdal 26 Ekim 2026 17 dk okuma Sözleşmeler

Tasfiye süreci ilerledikçe katılma payı sahiplerinin gündemine ikinci bir soru giriyor: fonda kalan varlık zararımı karşılamazsa ne olacak?

Bu, tasfiyeden ayrı bir hukuki mesele. Tasfiye, fon malvarlığının nakde çevrilip hak sahiplerine dağıtılmasıdır ve dava gerektirmez. Karşılanmayan zarar için ise sorumluluğu ileri sürülen kişi veya kuruma karşı ayrı bir talep gündeme gelir — ve bu talebin muhatabı, dayanağı, mahkemesi ve süresi ayrı ayrı belirlenmek zorundadır.

Bu rehber, tazminat tarafını kanun metinleri üzerinden açıklıyor.

Kısaca: Tasfiye alacağı ile tazminat talebi ayrı şeylerdir. Tazminatta muhatap, hangi yükümlülüğün ihlal edildiğine göre belirlenir: portföy yönetim şirketi (SPKn m.52/3, m.55) veya portföy saklayıcısı (SPKn m.56/2). Saklayıcı bakımından katılma payı sahibinin dava açma hakkı açıkça saklıdır (m.56/3) ve birden fazla saklayıcı varsa müteselsil sorumluluk doğar (m.56/4). Dayanak seçimi ispat yükünü değiştirir: sözleşmesel sorumlulukta kusursuzluğu borçlu ispatlar (TBK m.112), haksız fiilde kusuru zarar gören ispatlar (TBK m.50). Talep ticari dava ise arabuluculuk dava şartıdır (TTK m.5/A). YTM ise ayrı bir mekanizmadır ve fiyat hareketlerinden doğan zararları kapsamaz (SPKn m.84/2).

Bir Bakışta

KonuDayanakÖzet
Tasfiye alacağıSPKn m.53/3Fonda kalan varlıktan payınıza düşen; dava gerekmez
Tazminat talebiSPKn m.56 + genel hükümlerKarşılanmayan zarar için ayrı dava
PYŞ’nin yükümlülüğüSPKn m.52/3, m.55Katılma payı sahiplerinin hak ve çıkarlarını gözetme
Saklayıcının sorumluluğuSPKn m.56/2Katılma payı sahiplerine verdiği zarardan sorumlu
Dava hakkıSPKn m.56/3Katılma payı sahiplerinin dava hakkı saklı
Birden fazla saklayıcıSPKn m.56/4Müteselsil sorumluluk
Sözleşmesel dayanakTBK m.112Kusursuzluğu borçlu ispatlar
Haksız fiil dayanağıTBK m.49, m.50Zararı ve kusuru zarar gören ispatlar
Miktar ispatlanamazsaTBK m.50/2Hâkim hakkaniyete göre belirler
ArabuluculukTTK m.5/ATicari davada para talebinde dava şartı
Görevli mahkemeTTK m.5Ticari davalarda asliye ticaret mahkemesi
ZamanaşımıTBK m.72 / m.1462+10 yıl veya 10 yıl; ceza zamanaşımı uzunsa o
YTM kapsamıSPKn m.82, m.84Kurul tazmin kararına bağlı; fiyat hareketi kapsam dışı
Fon zararının tazmininde tasfiye alacağı ile tazminat talebinin ayrımı, portföy yönetim şirketi ve portföy saklayıcısının sorumluluğu, dayanak seçiminin ispat yüküne etkisi ve arabuluculuk dava şartı
Dayanak seçimi ispat yükünü değiştirir; arabuluculuk adımı atlanamaz.

Önce Ayrım: Tasfiye Alacağı mı, Tazminat mı?

Hızlı Cevap: İkisi farklı muhataplara, farklı usullerle yöneltilir ve karıştırılmaları hem miktar hem süre hatasına yol açar.

Tasfiye alacağı, fon malvarlığının nakde çevrilmesinden doğan ve katılma payı oranında ödenen tutardır. SPKn m.53/3 uyarınca fon mal varlığının tasfiyesi durumunda yalnızca katılma payı sahiplerine ödeme yapılabilir. Bu bir dava konusu değil, idari sürecin sonucudur.

Tazminat talebi ise tasfiyeden karşılanmayan zararın, bu zarara sebep olduğu ileri sürülen kişi veya kurumdan istenmesidir. Burada bir sorumluluk davası vardır: ihlal, zarar ve aralarındaki nedensellik bağı ortaya konmalıdır.

Pratik sonucu şu: “param gitti” cümlesi tek başına bir dava kurmaz. Önce fonda kalan varlıktan ne alınacağı, sonra kalan açığın kimden ve neden istenebileceği belirlenir.

Tasfiye sürecinin işleyişi için fon tasfiyesi rehberimize bakabilirsiniz.

Muhatap Kim Olabilir?

Hızlı Cevap: Portföy yönetim şirketi ve portföy saklayıcısı farklı yükümlülükler taşır; muhatap, hangi yükümlülüğün ihlal edildiğine göre belirlenir.

Portföy yönetim şirketi

SPKn m.52/3, portföy yönetim şirketinin fonu, yatırım fonu katılma payı sahiplerinin haklarını koruyacak şekilde temsil edeceğini, yöneteceğini veya yönetimini denetleyeceğini düzenler.

m.55 ise portföy yönetim şirketlerinin, faaliyetlerini yürütürken yönetimlerindeki fonların, katılma payı sahiplerinin ve diğer müşterilerinin çıkarlarını gözetmekle yükümlü olduklarını belirtir.

Portföy saklayıcısı

Bu başlık uygulamada daha az bilinir ama kanun metni oldukça açıktır.

SPKn m.56/1 saklama hizmetinin kapsamını sayar. Hizmet yalnızca varlığı muhafaza etmek değildir; şunların sağlanmasını içerir:

  • Katılma paylarının ihraç ve itfa işlemlerinin mevzuata ve fon iç tüzüğüne uygunluğu
  • Birim katılma payı değerinin mevzuat ile fon iç tüzüğü çerçevesindeki değerleme esaslarına göre hesaplanması
  • Portföy yönetim şirketi talimatlarının yerine getirilmesi (mevzuata ve iç tüzüğe aykırı olmamak şartıyla)
  • İşlemlerden doğan edimlere ilişkin bedelin uygun sürede aktarılması
  • Gelirlerin mevzuata uygun kullanılması
  • Varlık alım satımlarının, portföy yapılarının ve işlemlerinin mevzuata, fon iç tüzüğüne uygunluğu

m.56/2 sorumluluğu kurar: portföy saklama hizmetini yürüten kuruluş, yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle yatırım fonlarında portföy yönetim şirketine ve katılma payı sahiplerine verdiği zararlardan sorumludur.

m.56/3, taraflar arasındaki talep yükümlülüğünü düzenledikten sonra şu cümleyi ekler: “Pay veya katılma payı sahiplerinin dava açma hakkı saklıdır.”

m.56/4 ise saklamanın birden fazla kuruluş nezdinde yapıldığı hâllerde portföy saklama hizmetini veren tüm kuruluşların müteselsilen sorumlu olduğunu belirtir.

Ayrıca m.56/6, saklayıcı ile portföy yönetim şirketinin aynı tüzel kişi olamayacağını ve her ikisinin görevlerini birbirinden bağımsız ve sadece katılma payı sahiplerinin menfaatleri doğrultusunda yerine getirmekle yükümlü olduğunu düzenler.

→ İlgili: Portföy Saklayıcısı · Müteselsil Sorumluluk

Dayanak Seçimi: İspat Yükünü Değiştirir

Hızlı Cevap: Sözleşmesel sorumlulukta kusursuzluğunu borçlu ispatlar; haksız fiilde kusuru zarar gören ispatlar. Bu, davanın en belirleyici tercihlerinden biridir.

TBK m.112: Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür.

TBK m.49: Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.

TBK m.50/1: Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.

Fark pratikte şuraya oturur: sözleşmesel dayanak kurulabiliyorsa, davacı ihlali ve zararı ortaya koyduktan sonra kusursuzluk savunmasını karşı taraf yapmak zorundadır. Haksız fiilde ise kusur da davacı tarafından ispatlanır.

Hangi dayanağın uygun olduğu, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin niteliğine göre belirlenir ve her dosyada aynı sonuca varılmaz. Bu nedenle muhatap ile dayanağın birlikte değerlendirilmesi gerekir.

Zararın miktarı bakımından bir kolaylık hükmü de var. TBK m.50/2: Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.

Usul: Arabuluculuk Adımı Atlanamaz

Hızlı Cevap: Talep ticari dava niteliğindeyse, dava açmadan önce arabulucuya başvurmak dava şartıdır. Atlanırsa dava usulden reddedilir.

TTK m.5/A: Bu Kanun’un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.

İkinci fıkra süreyi belirler: arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır; bu süre zorunlu hâllerde en fazla iki hafta uzatılabilir.

Talebin ticari dava sayılıp sayılmayacağı, TTK m.4 çerçevesinde değerlendirilir. Madde, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davalarını ve ayrıca tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın maddede sayılan düzenlemelerden doğan davaları ticari dava sayar.

TTK m.5/1 ise görevi belirler: aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakar.

Davanın ticari dava niteliğinde olup olmadığı, dolayısıyla arabuluculuk şartının uygulanıp uygulanmayacağı somut ilişkiye göre belirlenir. Tereddüt hâlinde arabuluculuk başvurusunun yapılması, dava şartı eksikliği riskini ortadan kaldırır.

→ İlgili: Arabuluculuk · Dava Şartı

Yatırımcı Tazmin Merkezi Bu Zararı Kapsar mı?

Hızlı Cevap: YTM otomatik işleyen bir güvence değildir; Kurul’un tazmin kararına bağlıdır ve fiyat hareketlerinden doğan zararları kapsamaz.

Bu başlık sıkça yanlış anlaşılıyor, o yüzden kanun metnine bakmak gerekiyor.

SPKn m.82/1: Kurul, yatırım kuruluşlarının sermaye piyasası faaliyetinden kaynaklanan nakit ödeme veya sermaye piyasası araçları teslim yükümlülüklerini yerine getiremediğinin veya kısa sürede yerine getiremeyeceğinin tespit edilmesi hâlinde yatırımcıları tazmin kararı alır. Bu karar, durumun tespitinden itibaren üç ay içinde alınır.

SPKn m.84/1: Tazminin kapsamını, yatırımcılara ait olan ve yatırım hizmeti ve faaliyeti veya yan hizmetlerle bağlantılı olarak yatırım kuruluşu tarafından yatırımcı adına saklanan veya yönetilen nakit ödeme veya sermaye piyasası araçlarının teslim yükümlülüklerinin yerine getirilmemesinden kaynaklanan talepler oluşturur.

SPKn m.84/2: Yatırımcıları tazmin kararı verilen kuruluşların yatırımcıları, bu madde kapsamında tazmin talep etme hakkına sahiptir. Devamında ise açık bir sınır var: “Yatırımcıların yatırım danışmanlığı veya piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararları tazmin kapsamında değildir.”

Buradan üç sonuç çıkıyor:

  1. YTM’nin devreye girmesi için Kurul’un o kuruluş hakkında tazmin kararı alması gerekir; kendiliğinden işlemez.
  2. Kapsam, nakit ödeme veya sermaye piyasası aracı teslim yükümlülüğünün yerine getirilmemesiyle sınırlıdır.
  3. Piyasadaki fiyat hareketlerinden kaynaklanan zararlar kapsam dışıdır.

Mevcut süreçte Kurul, fon malvarlığının ayrılığı esasına dayanan tasfiye yolunu işletmiştir. YTM’nin bu dosyada devreye girip girmeyeceği, Kurul’un tazmin kararı alıp almamasına bağlı ayrı bir meseledir.

Son olarak m.84/4, tazmin edilmeyecek kişileri sayar: tazmin kararı verilen yatırım kuruluşlarının yönetim kurulu üyeleri, yöneticileri, şahsen sorumlu ortakları, yüzde beş veya daha fazla paya sahip ortakları, denetim kurulu üyeleri ve aynı grup şirketlerinde benzer konumdakiler ile bunların eş ve ikinci dereceye kadar hısımları.

Zamanaşımı: Dayanağa Göre Değişir

Hızlı Cevap: Haksız fiilde iki yıl ve her hâlde on yıl; sözleşmede kural olarak on yıl. Ceza kanunları daha uzun süre öngörüyorsa o uygulanır.

TBK m.72: Tazminat istemi, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde fiilin işlendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar. Ancak, tazminat ceza kanunlarının daha uzun bir zamanaşımı öngördüğü cezayı gerektiren bir fiilden doğmuşsa, bu zamanaşımı uygulanır.

Son cümle bu dosyada ayrı bir önem taşıyor: devam eden ceza soruşturması kapsamındaki fiiller bakımından ceza zamanaşımı süreleri gündeme gelebilir.

TBK m.146: Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.

TTK m.6 ise ticari hükümler koyan kanunlarda öngörülen zamanaşımı sürelerinin, kanunda aksine düzenleme yoksa sözleşme ile değiştirilemeyeceğini belirtir.

Sürenin ne zaman işlemeye başladığı — özellikle “öğrenme” anının tespiti — uygulamada en çok tartışılan konulardan biridir ve dosyanın somut verilerine göre belirlenir.

→ İlgili: Zamanaşımı · Hak Düşürücü Süre

Ceza Dosyası ile Hukuk Davası Birlikte Yürür

Ceza soruşturmasında müşteki sıfatıyla elde edilebilecek bilgiler, hukuk davasındaki ihlal iddiasını somutlaştırmak bakımından değerlidir. CMK m.234 kapsamında belge örneği isteme ve vekil aracılığıyla el konulan eşyayı inceletme imkânı bu nedenle önemlidir.

Buna karşılık iki süreç birbirinin yerine geçmez ve biri diğerini beklemek zorunda da değildir. Ceza dosyasındaki konumunuz için fon soruşturması rehberimize bakabilirsiniz.

Aynı zararın iki kez tazmin edilmesi söz konusu olamayacağından, tasfiyeden alınan ödemeler ve varsa ceza dosyası kapsamında iade edilen değerler, talep edilen zarar hesabında dikkate alınır.

Sık Yapılan Hatalar

  • Tasfiye alacağı ile tazminatı karıştırmak. Biri idari süreçten, diğeri davadan doğar.
  • Muhatabı dayanaktan önce seçmek. Hangi yükümlülüğün ihlal edildiği belirlenmeden doğru muhatap bulunamaz.
  • Arabuluculuğu atlamak. Ticari davada para talebinde dava şartıdır; eksikliği usulden ret sebebidir.
  • Soyut iddiayla dava açmak. “Kötü yönetildi” tek başına sorumluluk doğurmaz; ihlalin belgeyle gösterilmesi gerekir.
  • YTM’yi otomatik güvence sanmak. Kurul’un tazmin kararına bağlıdır ve fiyat hareketi kaynaklı zararları kapsamaz.
  • Zamanaşımını tek bir süre sanmak. Dayanağa göre değişir; ceza zamanaşımı daha uzunsa o uygulanır.
  • Ceza dosyasını beklemek. İki süreç paralel yürür; beklemek süre kaybına yol açabilir.

Temel Değerlendirme

Tazminat tarafı, tasfiyeye göre çok daha teknik bir alan. Kanun, portföy saklayıcısı bakımından katılma payı sahibine açıkça dava hakkı tanıyor ve birden fazla saklayıcı hâlinde müteselsil sorumluluk öngörüyor. Buna karşılık her dosyada sorumluluğun doğduğu sonucuna varılmaz; hangi yükümlülüğün ihlal edildiğinin ve bu ihlalle zarar arasındaki bağın ortaya konması gerekir.

Usul tarafında ise en sık gözden kaçan nokta arabuluculuk dava şartı. Esasa ilişkin en güçlü iddia bile bu adım atlandığında sonuç doğurmaz.

Tasfiye sürecindeki bir fonda katılma payı sahibiyseniz ve tazminat yolunu değerlendirmek istiyorsanız iletişim sayfamızdan büromuza ulaşabilirsiniz.

İlgili İçerikler

Kaynaklar

  • 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m.52 (yatırım fonları), m.53 (fon mal varlığının ayrılığı), m.55 (portföy yönetim şirketi), m.56 (portföy saklama hizmeti ve bundan doğan sorumluluk), m.82 (yatırımcıların tazmini), m.83 (Yatırımcı Tazmin Merkezi), m.84 (tazminin kapsamı) — mevzuat.gov.tr
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m.49 (haksız fiil sorumluluğu), m.50 (zararın ve kusurun ispatı), m.72 (zamanaşımı), m.112 (borcun ifa edilmemesi), m.146 (on yıllık zamanaşımı) — mevzuat.gov.tr
  • 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m.4 (ticari davalar), m.5 (görevli mahkeme), m.5/A (dava şartı olarak arabuluculuk), m.6 (zamanaşımı), m.7 (teselsül karinesi) — mevzuat.gov.tr
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m.234 (mağdur ile şikâyetçinin hakları) — mevzuat.gov.tr

⚠️ Yasal Uyarı: Bu içerik genel bilgilendirme amaçlıdır, hukuki tavsiye niteliği taşımaz. Hakkında soruşturma yürütülen kişi ve kurumlar bakımından masumiyet karinesi geçerlidir. Sorumluluğun doğup doğmadığı her dosyada ayrıca değerlendirilir. Somut durumunuz için bir avukata danışınız.

Paylaş:
Av. Kazım İsmail Kazdal - Kurucu Avukat

Av. Kazım İsmail Kazdal

Kurucu Avukat

İstanbul Barosu Sicil No: 75389

İlk ve orta öğrenimini Rize'de tamamlamış, 2009 yılında lise eğitiminden mezun olmuştur. Aynı yıl Marmara Üniversitesi Tarih Öğretmenliği Bölümünü kazanmış, 2015 yılında bu bölümden mezun olmuştur. İkinci üniversite eğitimi kapsamında Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenim görmüş ve 2019 yılında hukuk fakültesinden mezun olmuştur. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi diplomasını da almıştır. Avukatlık stajını tamamladıktan sonra kendi hukuk bürosunu kurarak serbest avukatlık faaliyetlerine başlamıştır. Başta özel hukuk alanları olmak üzere, mesleki çalışmalarını titizlik ve çözüm odaklılık ilkesiyle sürdürmektedir.

Bu Konuda Hukuki Desteğe mi İhtiyacınız Var?

Uzman avukatlarımız ile ön görüşme yaparak hukuki sürecinizi birlikte planlayalım.

Bize Ulaşın WhatsApp