İçeriğe Atla

Anlaşmalı Velayet Değişikliği Nasıl Yapılır? Adımlar ve Protokol (2026)

Av. Kazım İsmail Kazdal 16 Nisan 2026 23 dk okuma Aile

Boşanma sonrasında çocuğun velayet hakkının değiştirilmesi, Türk hukukunda en sık karşılaşılan aile hukuku uyuşmazlıklarından biridir. Tarafların velayet değişikliği konusunda anlaşmış olması süreci kolaylaştırsa da, bu anlaşma tek başına yeterli değildir; mahkeme onayı şarttır. Aile Hukuku kapsamında 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 183. maddesi, koşulların değişmesi halinde velayetin yeniden düzenlenmesini mümkün kılmaktadır.

Bu makalede anlaşmalı velayet değişikliğinin ne olduğunu, hangi şartlarda başvurulabileceğini, adım adım sürecin nasıl işlediğini, protokolde yer alması gereken unsurları ve süre bilgilerini 2026 yılı güncel mevzuatı çerçevesinde kapsamlı olarak ele alacağız.

Velayet Değişikliği Nedir?

Velayet değişikliği, boşanma kararıyla bir ebeveyne bırakılan çocuk velayetinin, sonradan değişen koşullar nedeniyle diğer ebeveyne devredilmesine ilişkin yargısal süreçtir. Türk Medeni Kanunu m.183 hükmü bu konunun temel dayanağını oluşturur:

“Ana veya babadan birinin ölümü ya da boşanma hâlinde hâkim, çocuğun korunmasına ilişkin önlemlere kendiliğinden karar verir. Velâyetin kullanılması kendisine verilmeyen eşin çocuk ile kişisel ilişkisinin düzenlenmesinde, çocuğun özellikle sağlık, eğitim ve ahlâk bakımından yararları esas tutulur.”

Velayet, ebeveynin hakkı olduğu kadar çocuğa karşı yüklediği bir yükümlülüktür. TMK m.335 ila m.351 arasında düzenlenen velayet genel hükümlerine göre velayetin kapsamı; çocuğun bakımı, eğitimi, temsili ve malvarlığının yönetimini içermektedir. Velayet kararı kesin hüküm niteliği taşımaz; bu nedenle koşulların değişmesi halinde her zaman yeniden düzenlenmesi istenebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de yerleşik içtihadında, velayet kararlarının kesin hüküm niteliği taşımadığını ve koşullar değiştikçe yeniden düzenlenebileceğini açıkça vurgulamaktadır. Bu ilke, velayet değişikliği davalarının hukuki temelini oluşturan en önemli prensiplerden biridir.

Anlaşmalı ve Çekişmeli Velayet Değişikliği Farkı

Velayet değişikliği davaları iki şekilde yürütülebilir:

  • Anlaşmalı velayet değişikliği: Her iki ebeveyn de velayetin değiştirilmesi konusunda mutabıktır. Taraflar bir protokol hazırlayarak mahkemeye birlikte başvurur. Bu durumda süreç genellikle daha kısa sürer ve tek celsede sonuçlanabilir.
  • Çekişmeli velayet değişikliği: Ebeveynlerden biri velayetin değiştirilmesini talep ederken diğeri buna karşı çıkmaktadır. Bu durumda pedagog raporu, sosyal inceleme raporu ve tanık beyanları gibi delillerin toplanması gerekir; süreç daha uzundur.

Bu makalede odak noktamız anlaşmalı velayet değişikliğidir; ancak her iki durumda da mahkeme kararı zorunludur.

Anlaşmalı Velayet Değişikliği Şartları

Mahkeme Onayı Zorunluluğu

Tarafların velayet değişikliği konusunda anlaşması, mahkeme kararı olmaksızın hukuki sonuç doğurmaz. Ebeveynlerin kendi aralarında imzaladıkları protokol, noter onayıyla bile yalnızca bir niyet beyanı niteliğindedir. Velayetin fiilen değişmesi için aile mahkemesinin bu anlaşmayı inceleyip onaylaması gerekmektedir.

Bu zorunluluk, velayetin kamu düzenine ilişkin bir mesele olmasından kaynaklanır. Çocuğun hakları, tarafların iradesiyle sınırlı tutulamaz; mahkeme çocuğun üstün yararını bağımsız olarak değerlendirir.

Yeni Olgu veya Koşul Değişikliği

Velayet değişikliği talep edebilmek için boşanma kararından sonra ortaya çıkan yeni bir olgu veya koşul değişikliği bulunmalıdır. Boşanma davasında ileri sürülmüş veya mahkemece değerlendirilmiş olguların tekrar gündeme getirilmesi, velayet değişikliği için yeterli kabul edilmez.

Koşul değişikliği somut ve belgelenebilir nitelikte olmalıdır. Örneğin velayeti alan ebeveynin şehir değiştirmesi, yeniden evlenmesi sonucu çocuğun ihmal edilmesi, çocuğun eğitim başarısının düşmesi veya sağlık sorunlarının ortaya çıkması gibi durumlar yeni olgu olarak değerlendirilebilir.

Çocuğun Üstün Yararı İlkesi

Velayet değişikliği davalarında mahkemenin esas aldığı temel kriter, çocuğun üstün yararıdır. Bu ilke hem ulusal hem de uluslararası hukukta güvence altına alınmıştır:

  • TMK m.182: Boşanmada velayet düzenlemesinde çocuğun yararı esas alınır.
  • TMK m.183: Koşulların değişmesi halinde velayet yeniden düzenlenirken çocuğun sağlık, eğitim ve ahlak bakımından yararları gözetilir.
  • BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m.3: Çocuğu ilgilendiren tüm kararlarda çocuğun yüksek yararı birincil olarak gözetilmelidir.
  • BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m.12: Görüşlerini oluşturma kapasitesine sahip çocuğun, kendisini etkileyen her konuda görüşlerini serbestçe ifade etme hakkı vardır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi de kararlarında çocuğun üstün yararının velayet değişikliğinde belirleyici kriter olduğunu istikrarlı biçimde vurgulamaktadır. Mahkeme, tarafların anlaşmasını bu ilkeye uygunluk açısından denetler; çocuğun yararına aykırı bulduğu anlaşmayı onaylamayı reddedebilir.

Çocuğun Görüşünün Alınması

İdrak çağına ulaşmış çocukların (uygulamada genellikle 8 yaş ve üzeri) velayet değişikliği davasında görüşü alınır. BM Çocuk Hakları Sözleşmesi m.12 gereği çocuğun görüşü yalnızca bir formalite değil, mahkemenin değerlendirmede dikkate alması gereken önemli bir unsurdur.

Çocuğun görüşü genellikle pedagog eşliğinde, mahkeme ortamı dışında alınır. Mahkeme, çocuğun görüşünü dikkate almakla birlikte, salt çocuğun beyanına dayanarak karar vermez; çocuğun görüşünü diğer delillerle birlikte değerlendirir.

Velayet Değişikliği İçin Geçerli Sebepler

TMK m.183 kapsamında velayet değişikliğine yol açabilecek sebepler aşağıdaki tabloda özetlenmiştir:

Sebep KategorisiÖrneklerHukuki Dayanak
Çocuğun bakım ve gözetiminin ihmal edilmesiBeslenme, hijyen, sağlık kontrollerinin aksatılmasıTMK m.183, m.346
Eğitim hayatının olumsuz etkilenmesiOkul devamsızlığı, başarı düşüklüğü, okul değişikliği zorunluluğuTMK m.183, m.340
Velayet sahibinin yaşam koşullarındaki olumsuz değişiklikUyuşturucu kullanımı, alkol bağımlılığı, ceza mahkumiyetiTMK m.183, m.348
Çocuğa kötü muamele veya istismarFiziksel, duygusal veya cinsel istismarTMK m.348
Şehir veya ülke değişikliğiVelayeti alan ebeveynin taşınması nedeniyle kişisel ilişkinin zorlaşmasıTMK m.183
Yeniden evlenme sonucu çocuğun ihmal edilmesiYeni eşin çocuğa kötü davranması, çocuğun dışlanmasıTMK m.183
Kişisel ilişki hakkının engellenmesiVelayeti olmayan ebeveynin çocukla görüşmesinin sürekli engellenmesiTMK m.183, m.324
Çocuğun kendi talebiİdrak çağındaki çocuğun diğer ebeveynle yaşamak istemesiBM ÇHS m.12

Önemli not: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yeniden evlenmenin tek başına velayet değişikliği sebebi olmadığını içtihat etmiştir. Yeniden evlenmenin velayet değişikliğine gerekçe oluşturabilmesi için, bu durumun çocuğun bakımını, eğitimini veya sağlığını somut olarak olumsuz etkilediğinin ispatlanması gerekmektedir.

Adım Adım Süreç: Anlaşmalı Velayet Değişikliği Nasıl Yapılır?

Adım 1: Koşul Değişikliğinin Tespiti ve Belgelenmesi

Velayet değişikliği sürecinin ilk adımı, boşanma kararından sonra ortaya çıkan koşul değişikliğinin belirlenmesi ve belgelenmesidir. Bu aşamada şu hususlar değerlendirilmelidir:

  • Boşanma kararından bu yana hangi koşullar değişti?
  • Bu değişiklik çocuğun üstün yararını nasıl etkiliyor?
  • Değişikliği destekleyen belgeler (okul raporları, sağlık kayıtları, tanık beyanları) mevcut mu?

Koşul değişikliğinin somut ve belgelenebilir olması, davanın başarı şansını doğrudan etkiler. Soyut iddialar veya genel geçer ifadeler yeterli görülmez.

Adım 2: Ebeveynler Arası Müzakere ve Uzlaşma

Anlaşmalı velayet değişikliğinin en kritik aşaması, tarafların tüm meselelerde uzlaşmasıdır. Müzakerede ele alınması gereken konular:

  • Velayetin hangi ebeveyne verileceği
  • Kişisel ilişki düzenlemesi (görüşme günleri, saatleri, tatil dönemleri)
  • İştirak nafakasının miktarı ve ödeme şekli
  • Çocuğun eğitim ve sağlık giderlerinin paylaşımı
  • Çocuğun yaşayacağı adres

Tarafların bu konuları ayrıntılı biçimde konuşması ve karşılıklı beklentileri netleştirmesi, protokol aşamasını kolaylaştırır. Uzlaşma sağlanamayan konular varsa süreç çekişmeli velayet değişikliğine dönüşebilir.

Adım 3: Velayet Değişikliği Protokolünün Hazırlanması

Tarafların anlaştığı hususlar yazılı bir protokolde detaylı biçimde düzenlenmelidir. Protokol, mahkemeye sunulacak en önemli belge olup, hakim protokolü çocuğun üstün yararı açısından denetleyecektir.

Protokolün bir avukat tarafından hazırlanması veya en azından hukuki denetimden geçirilmesi tavsiye edilir. Eksik veya hukuka aykırı hükümler içeren bir protokol, mahkeme tarafından reddedilebilir ve sürecin uzamasına yol açabilir.

Adım 4: Aile Mahkemesine Dava Açılması

Hazırlanan protokol ile birlikte yetkili aile mahkemesine dava açılır. Görevli mahkeme aile mahkemesidir; aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.

Yetkili mahkeme: Davalının yerleşim yeri aile mahkemesidir. Ancak tarafların anlaşmalı başvuruda bulunması halinde uygulamada herhangi bir aile mahkemesine başvuru yapılabilmektedir.

Dava dilekçesine eklenecek belgeler:

  • Velayet değişikliği protokolü (her iki tarafça imzalı)
  • Kesinleşmiş boşanma kararı
  • Nüfus kayıt örneği
  • Koşul değişikliğini belgeleyen deliller (varsa okul raporu, sağlık raporu, tanık listesi)
  • Kimlik fotokopileri

Adım 5: Duruşma ve Mahkeme Kararı

Dava açıldıktan sonra mahkeme duruşma günü tayin eder. Anlaşmalı velayet değişikliği davalarında süreç basit yargılama usulüne (HMK m.316 vd.) tabidir.

Duruşmada mahkeme şu değerlendirmeleri yapar:

  • Tarafların iradeleri serbestçe oluşmuş mu?
  • Protokol çocuğun üstün yararına uygun mu?
  • Kişisel ilişki düzenlemesi yeterli mi?
  • Nafaka miktarı çocuğun ihtiyaçlarını karşılayacak düzeyde mi?
  • Koşul değişikliği yeterince somut mu?

İdrak çağındaki çocuğun görüşü alınır. Mahkeme gerekli görürse pedagog raporu veya sosyal inceleme raporu da isteyebilir. Tarafların anlaşması mahkemeyi bağlamaz; hakim çocuğun üstün yararını gözetmekle yükümlüdür.

Mahkeme protokolü uygun bulursa velayet değişikliğine karar verir. Karar, nüfus müdürlüğüne bildirilir ve nüfus kaydı güncellenir.

Protokolde Bulunması Gerekenler

Velayet değişikliği protokolü, mahkemenin onayına sunulacak temel belge olduğundan eksiksiz hazırlanmalıdır. Aşağıdaki kontrol listesi, protokolde yer alması gereken zorunlu ve önerilen unsurları içermektedir:

Zorunlu Unsurlar

  • Taraf bilgileri: Her iki ebeveynin ad-soyad, TC kimlik numarası, adres bilgileri
  • Çocuk bilgileri: Çocuğun ad-soyad, doğum tarihi, TC kimlik numarası
  • Mevcut velayet durumu: Hangi ebeveynde olduğu, boşanma kararının tarihi ve mahkemesi
  • Velayet değişikliğinin gerekçesi: Koşul değişikliğinin somut olarak belirtilmesi
  • Yeni velayet düzenlemesi: Velayetin hangi ebeveyne verileceği
  • Kişisel ilişki düzenlemesi: Velayeti almayan ebeveynin çocukla görüşme takvimi (hafta içi, hafta sonu, yarıyıl tatili, yaz tatili, dini ve resmi bayramlar)
  • Nafaka düzenlemesi: İştirak nafakasının miktarı, ödeme tarihi ve yöntemi

Önerilen Unsurlar

  • Eğitim giderleri: Okul, kurs, özel ders gibi eğitim giderlerinin paylaşım oranı
  • Sağlık giderleri: SGK kapsamı dışındaki sağlık giderlerinin paylaşımı
  • Adres değişikliği bildirimi: Taraflardan birinin adres değiştirmesi halinde bildirim yükümlülüğü
  • İletişim düzenlemesi: Çocuğun velayeti almayan ebeveynle telefon ve görüntülü görüşme düzeni
  • Yurt dışı izni: Çocuğun yurt dışına çıkışında diğer ebeveynin muvafakat koşulları
  • Tatil düzenlemesi: Yarıyıl ve yaz tatillerinde çocuğun hangi ebeveynle kalacağının ayrıntılı takvimi
  • Nafaka artış mekanizması: Yıllık nafaka artış oranının belirlenmesi (TÜFE, ÜFE veya sabit oran)

Protokolde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

Protokol hazırlanırken şu hususlara özellikle dikkat edilmelidir:

  • Belirsiz ifadelerden kaçınılmalı, tarih, saat ve miktar gibi unsurlar net olarak belirtilmelidir.
  • Kişisel ilişki düzenlemesinde çocuğun okul takvimi gözetilmelidir.
  • Nafaka miktarı belirlenirken hem çocuğun ihtiyaçları hem de nafaka yükümlüsünün ödeme gücü dikkate alınmalıdır.
  • Protokolün her sayfası taraflarca imzalanmalı veya paraflanmalıdır.
  • Protokol en az iki nüsha olarak düzenlenmeli ve bir nüsha mahkemeye sunulmalıdır.

Süreç Ne Kadar Sürer?

Anlaşmalı velayet değişikliği davalarının süresi, çeşitli faktörlere bağlı olarak değişmektedir.

Ortalama Süreler

AşamaTahmini Süre
Protokol hazırlığı ve müzakere1-4 hafta
Dava açılması ve tensip1-2 hafta
İlk duruşma tarihi1-3 ay
Pedagog/sosyal inceleme raporu (gerekirse)2-6 hafta
Karar ve gerekçeli karar yazımı2-4 hafta
Kararın kesinleşmesi2-4 hafta (istinaf yapılmazsa)

Anlaşmalı davalarda tarafların uzlaşmış olması, süreci önemli ölçüde kısaltır. Uygulamada anlaşmalı velayet değişikliği davaları genellikle tek celsede karara bağlanır ve toplam süreç 2-4 ay arasında sonuçlanabilir. Ancak mahkemenin iş yükü, pedagog raporu talebi veya sosyal inceleme raporu gerekliliği süreyi uzatabilir.

Çekişmeli velayet değişikliği davalarında ise süreç, Adalet Bakanlığı verilerine göre ortalama 6-12 ay arasında tamamlanmaktadır. Delil toplama, bilirkişi incelemesi ve tanık dinleme gibi aşamalar süreyi önemli ölçüde artırır.

Basit Yargılama Usulü

Velayet değişikliği davaları HMK m.316 vd. hükümlerine göre basit yargılama usulüne tabidir. Basit yargılama usulünün temel özellikleri:

  • Dava ve cevap dilekçesinden ibaret dilekçe aşaması (replik ve düplik verilmez)
  • Delillerin dilekçelerle birlikte sunulması zorunluluğu
  • İddia ve savunmanın genişletilmesi veya değiştirilmesi yasağı
  • Ön inceleme ve tahkikatın birlikte yürütülebilmesi

Basit yargılama usulü, anlaşmalı davalarda sürecin hızlanmasını sağlayan önemli bir avantajdır.

Velayet Değişikliği Reddedilirse Ne Olur?

Mahkeme, tarafların anlaşmasına rağmen velayet değişikliği talebini reddedebilir. Bu durum genellikle şu hallerde ortaya çıkar:

  • Mahkeme, değişikliğin çocuğun üstün yararına olmadığı kanaatine ulaşmışsa
  • Koşul değişikliği yeterince somut bulunmamışsa
  • Protokolün çocuğun haklarını yeterince korumadığı değerlendirilmişse
  • Çocuğun beyanının protokolle çeliştiği tespit edilmişse

İstinaf Yoluna Başvuru

Velayet değişikliği davasının reddine ilişkin karara karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge adliye mahkemesi, yerel mahkemenin kararını hem usul hem esas yönünden inceleyerek onama, bozma veya yeniden karar verme yönünde hüküm kurabilir.

İstinaf incelemesinde mahkeme, dosya üzerinden veya duruşmalı inceleme yapabilir. Velayet davalarında Bölge Adliye Mahkemesinin kararlarına karşı temyiz yolu açıktır.

Yeniden Dava Açılması

Velayet değişikliği talebi reddedildikten sonra, yeni koşulların ortaya çıkması halinde yeniden dava açılabilir. Velayet kararları kesin hüküm niteliği taşımadığından, koşullar değiştikçe her zaman yeni bir dava açma hakkı mevcuttur. Ancak aynı olgulara dayanılarak aynı talepte bulunulması halinde dava reddedilecektir.

Tedbir Kararı Talebi

Velayet değişikliği davası sürerken veya ret kararı sonrasında, çocuğun acil tehlike altında olduğu durumlarda mahkemeden tedbir kararı talep edilebilir. TMK m.346 uyarınca hakim, çocuğun korunması için gerekli tedbirleri re’sen veya talep üzerine alabilir. Bu tedbirler arasında:

  • Çocuğun geçici olarak diğer ebeveyne veya bir kuruma yerleştirilmesi
  • Kişisel ilişkinin geçici olarak kısıtlanması veya denetimli görüşme kararı
  • Velayet sahibi ebeveyne yükümlülüklerini yerine getirmesi için ihtar verilmesi

Tedbir kararları geçici nitelikte olup asıl davanın sonucunu beklemeksizin uygulanır.

Sık Yapılan Hatalar

Velayet değişikliği sürecinde sıkça karşılaşılan hatalar, davanın uzamasına, reddine veya taraflar açısından olumsuz sonuçlara yol açabilmektedir. Bu hataların bilinmesi, sürecin sağlıklı yürütülmesi için önemlidir.

1. Mahkeme Kararı Olmadan Fiili Değişiklik Yapmak

En sık karşılaşılan hata, tarafların kendi aralarında anlaşarak çocuğu mahkeme kararı olmaksızın diğer ebeveyne teslim etmesidir. Bu durumda velayet hukuken değişmemiş sayılır; nafaka yükümlülüğü, nüfus kaydı ve resmi işlemler eski karara göre devam eder. Fiili durumun uzun süre devam etmesi, ileride hukuki sorunlara yol açabilir.

2. Koşul Değişikliğini Belgelememek

Velayet değişikliği talebi somut delillerle desteklenmelidir. “Çocuk bende daha mutlu olur” gibi genel ifadeler yeterli değildir. Okul raporları, sağlık kayıtları, pedagog değerlendirmeleri ve gerekirse tanık beyanları gibi somut deliller toplanmalıdır.

3. Nafaka Düzenlemesini Göz Ardı Etmek

Velayet değişikliği, beraberinde nafaka düzenlemesini de gerektirir. Velayeti devralan ebeveyn lehine iştirak nafakasına hükmedilmesi gerekir. Protokolde nafaka düzenlemesi yapılmadan sadece velayet değişikliği talep edilmesi, mahkeme tarafından eksiklik olarak değerlendirilebilir. Nafaka konusunda ayrıntılı bilgi için nafaka sayfamıza bakabilirsiniz.

4. Çocuğu Araç Olarak Kullanmak

Velayet değişikliği davasını diğer ebeveyne karşı bir baskı aracı olarak kullanmak hem etik açıdan uygunsuz hem de hukuki açıdan olumsuz sonuçlar doğurur. Mahkeme, tarafların gerçek amacını tespit ettiğinde talebi reddedebilir. Velayet değişikliği yalnızca çocuğun üstün yararı doğrultusunda talep edilmelidir.

5. Kişisel İlişki Düzenlemesini İhmal Etmek

Protokolde yalnızca velayetin hangi ebeveyne verileceğini belirleyip kişisel ilişki düzenlemesini ihmal etmek sık yapılan bir hatadır. Velayeti almayan ebeveynin çocukla görüşme günleri, saatleri, tatil dönemleri ve özel günlerdeki düzenleme ayrıntılı biçimde belirlenmelidir. Belirsiz bırakılan kişisel ilişki düzenlemesi, ileride yeni uyuşmazlıklara zemin hazırlar.

6. Protokolü Avukat Desteği Olmadan Hazırlamak

Tarafların kendi aralarında hazırladıkları protokollerde hukuki eksiklikler sıkça görülmektedir. Özellikle nafaka artış mekanizması, yurt dışı çıkış izni, adres değişikliği bildirimi gibi konuların eksik bırakılması, ileride yeni davalara neden olabilir. Protokolün aile hukuku alanında deneyimli bir avukat tarafından hazırlanması veya denetlenmesi tavsiye edilir.

7. Boşanma Davasındaki Olguları Tekrarlamak

Velayet değişikliği davası, boşanma davasının yeniden görülmesi değildir. Boşanma davasında zaten değerlendirilmiş olan olguların tekrar ileri sürülmesi, davanın reddiyle sonuçlanabilir. Velayet değişikliği için boşanma kararından sonra ortaya çıkan yeni olguların varlığı şarttır.

Sıkça Sorulan Sorular

Velayet değişikliği davası ne kadar sürer?

Anlaşmalı velayet değişikliği davaları genellikle 2-4 ay içinde sonuçlanır. Çekişmeli davalarda bu süre 6-12 aya uzayabilir. Süreyi etkileyen faktörler arasında mahkemenin iş yükü, bilirkişi raporu gerekliliği ve istinaf başvurusu sayılabilir.

Anlaşmalı velayet değişikliğinde avukat zorunlu mu?

Velayet değişikliği davasında avukatla temsil zorunlu değildir; taraflar davayı bizzat da yürütebilir. Ancak protokolün hukuki açıdan eksiksiz hazırlanması, mahkeme sürecinin doğru yönetilmesi ve olası hukuki risklerin önceden tespit edilmesi açısından avukat desteği önemle tavsiye edilir.

Çocuğun görüşü alınır mı?

Evet. İdrak çağına ulaşmış çocukların (uygulamada genellikle 8 yaş ve üzeri) görüşü mahkeme tarafından alınır. Çocuğun beyanı, pedagog eşliğinde ve mahkeme ortamı dışında uygun bir ortamda dinlenir. Çocuğun görüşü mahkeme kararında dikkate alınmakla birlikte, tek başına belirleyici değildir.

Velayet değişikliği nafakayı etkiler mi?

Evet. Velayet değişikliğiyle birlikte nafaka düzenlemesi de değişir. Velayeti devreden ebeveyn, iştirak nafakası ödemekle yükümlü hale gelir. Nafakanın miktarı, çocuğun ihtiyaçları ve nafaka yükümlüsünün ekonomik durumu dikkate alınarak belirlenir.

Yeniden evlenme velayet değişikliği sebebi midir?

Tek başına hayır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yeniden evlenmenin tek başına velayet değişikliği sebebi olmadığını açıkça içtihat etmiştir. Ancak yeniden evlenme sonucunda çocuğun ihmal edilmesi, kötü muameleye maruz kalması veya eğitim hayatının olumsuz etkilenmesi gibi somut olumsuzluklar ortaya çıkmışsa, bu durumlar velayet değişikliği gerekçesi oluşturabilir.

Velayet değişikliği kararına itiraz edilebilir mi?

Evet. Velayet değişikliği kararına karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Bölge Adliye Mahkemesinin kararına karşı da temyiz yolu açıktır.

Protokolde anlaşıldıktan sonra taraflardan biri vazgeçebilir mi?

Evet. Mahkeme kararı verilene kadar taraflardan herhangi biri protokolden dönebilir. Protokol, tarafları bağlayan kesin bir sözleşme değil; mahkemeye sunulacak bir anlaşma taslağıdır. Taraflardan birinin duruşmada anlaşmadan vazgeçmesi halinde dava çekişmeli hale dönüşür.

Velayet değişikliği davası hangi mahkemede açılır?

Velayet değişikliği davalarında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Yetkili mahkeme ise davalının yerleşim yeri aile mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan yerlerde asliye hukuk mahkemesi aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.

Velayet değişikliği nüfus kaydını değiştirir mi?

Evet. Velayet değişikliğine ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararı, nüfus müdürlüğüne bildirilir ve nüfus kaydı buna göre güncellenir. Çocuğun nüfus kaydında velayet bilgisi değiştirilir; ancak çocuğun soyadı velayet değişikliğiyle otomatik olarak değişmez.

Sonuç

Anlaşmalı velayet değişikliği, boşanma sonrasında değişen koşullar karşısında çocuğun üstün yararını korumak amacıyla başvurulan önemli bir hukuki yoldur. Tarafların uzlaşmış olması süreci kolaylaştırsa da, mahkeme onayı her durumda zorunludur. Sürecin sağlıklı yürütülmesi için koşul değişikliğinin somut biçimde belgelenmesi, protokolün eksiksiz hazırlanması ve çocuğun yararının her aşamada gözetilmesi gerekmektedir.

Velayet değişikliği konusunda doğru adımları atabilmek ve olası hukuki riskleri önceden değerlendirebilmek için Aile Hukuku alanında deneyimli bir avukattan hukuki destek almak sürecin en sağlıklı şekilde tamamlanmasına katkı sağlayacaktır.

Paylaş:
Av. Kazım İsmail Kazdal - Kurucu Avukat

Av. Kazım İsmail Kazdal

Kurucu Avukat

İstanbul Barosu Sicil No: 75389

İlk ve orta öğrenimini Rize'de tamamlamış, 2009 yılında lise eğitiminden mezun olmuştur. Aynı yıl Marmara Üniversitesi Tarih Öğretmenliği Bölümünü kazanmış, 2015 yılında bu bölümden mezun olmuştur. İkinci üniversite eğitimi kapsamında Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenim görmüş ve 2019 yılında hukuk fakültesinden mezun olmuştur. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi diplomasını da almıştır. Avukatlık stajını tamamladıktan sonra kendi hukuk bürosunu kurarak serbest avukatlık faaliyetlerine başlamıştır. Başta özel hukuk alanları olmak üzere, mesleki çalışmalarını titizlik ve çözüm odaklılık ilkesiyle sürdürmektedir.

Bu Konuda Hukuki Desteğe mi İhtiyacınız Var?

Uzman avukatlarımız ile ön görüşme yaparak hukuki sürecinizi birlikte planlayalım.

Bize Ulaşın WhatsApp