Detaylı Açıklama
Hizmet kusuru, idare hukukunun kusur sorumluluğu rejiminin temelini oluşturur. Özel hukuktaki haksız fiil sorumluluğundan farklı olarak burada kusur, belirli bir kamu görevlisinin kişisel davranışına değil, hizmetin bütününün işleyişine bağlanır. Bu nedenle zarar görenin, hizmeti yürüten kişiyi tek tek belirlemesi gerekmez; hizmetin gereği gibi yürütülmediğini ortaya koyması yeterlidir.
Klasik ayrım üçlüdür: hizmetin hiç işlememesi (gerekli tesisin hiç kurulmamış olması), geç işlemesi (müdahalenin zamanında yapılmaması) ve kötü işlemesi (tesisin yetersiz, bakımsız veya hatalı biçimde işletilmesi). Taşkın ve su baskını dosyalarında üç ihtimal de gündeme gelebilir.
Hukuki Dayanak ve Uygulama
Anayasa’nın 125. maddesinin son fıkrası, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğunu düzenler. Bu sorumluluğun yargısal yolu, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nda düzenlenen tam yargı davasıdır.
Hizmet kusurunun ispatında, idarenin riski önceden bilip bilmediği belirleyici olabilir. Aynı noktada tekrarlayan taşkınlara ilişkin şikâyet ve ihbar kayıtları, riskin idarece bilindiğini göstermeye elverişlidir.
Sık Karşılaşılan Durumlar
Sorumlu kurumun belirlenmesi uygulamada en zorlu aşamadır. Aynı olayda yapım, işletme ve finansman görevleri farklı kurumlara ait olabilir. İstanbul’da derelerin ıslahı 5216 sayılı Kanun m.7 kapsamında büyükşehir belediyesinin görevleri arasında sayılırken, yağış sularının uzaklaştırılması 2560 sayılı Kanun m.2/b uyarınca İSKİ’nin görevidir; yağmur suyu tesislerinin yapım ve işletmesi ise aynı Kanun’un 25. maddesi uyarınca harcamaları ilgili belediyece karşılanmak şartıyla İSKİ tarafından yerine getirilir.