İçeriğe Atla

Boşanmada Mal Paylaşımı ve Mal Rejimi Tasfiyesi Davası (2026 Rehber)

Av. Kazım İsmail Kazdal 17 Nisan 2026 27 dk okuma Aile

Boşanma kararı alan eşlerin en çok merak ettiği konuların başında mal paylaşımı gelmektedir. Evlilik süresince edinilen taşınmazlar, araçlar, banka hesapları, yatırımlar ve hatta düğün takıları, boşanma sonrasında nasıl paylaşılacaktır? 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK), 01.01.2002 tarihinden itibaren “edinilmiş mallara katılma rejimi”ni yasal mal rejimi olarak kabul etmiş ve mal paylaşımına ilişkin kapsamlı bir düzenleme getirmiştir. Aile Hukuku kapsamında yürütülen mal rejimi tasfiyesi davaları, boşanma davasından bağımsız bir süreç olup kendine özgü kuralları, zamanaşımı süreleri ve hesaplama yöntemleri bulunmaktadır. Bu rehberde; mal rejiminin ne olduğunu, edinilmiş mal ile kişisel mal ayrımını, evin kime kalacağını, altınların paylaşımını, boşanmadan önce satılan malların akıbetini ve mal rejimi tasfiyesi davasının tüm aşamalarını güncel mevzuat ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde kapsamlı biçimde ele alacağız. Boşanma Davası Rehberi yazımızda boşanma sürecinin genel işleyişine ilişkin detaylı bilgiye ulaşabilirsiniz.

Mal Rejimi Nedir?

Mal rejimi, evlilik süresince eşlerin edindiği mal varlığının mülkiyet, yönetim, yararlanma ve tasfiye kurallarını belirleyen hukuki düzenlemedir. TMK m.202 uyarınca eşler, evlenmeden önce veya evlilik süresince noterde mal rejimi sözleşmesi yaparak kanunda öngörülen dört mal rejiminden birini seçebilirler. Ancak eşlerin herhangi bir tercih yapmaması halinde, kanunun belirlediği yasal mal rejimi geçerli olur.

TMK m.218-241 arasında düzenlenen edinilmiş mallara katılma rejimi, 01.01.2002 tarihinden itibaren Türk hukukunda yasal mal rejimidir. Bu tarihten önce yürürlükte olan 743 sayılı eski Medeni Kanun döneminde ise yasal mal rejimi “mal ayrılığı rejimi”ydi.

01.01.2002 Öncesi ve Sonrası Farkı

Mal rejimi tasfiyesinde 01.01.2002 tarihi kritik bir dönüm noktasıdır. Yargıtay yerleşik içtihadına göre, bu tarihten önce edinilen mallar için eski kanun hükümleri (mal ayrılığı rejimi), bu tarihten sonra edinilen mallar için ise yeni kanun hükümleri (edinilmiş mallara katılma rejimi) uygulanır.

  • 01.01.2002 öncesi: Mal ayrılığı rejimi geçerliydi. Bu rejimde her eş, kendi adına kayıtlı malların tek sahibi sayılırdı. Diğer eşin bu mallara katkısı olsa bile, mülkiyet hakkı malın kayıtlı olduğu eşe aitti. Katkıda bulunan eş, ancak katkı payı alacağı davası açarak parasal bir tazminat talep edebilirdi.
  • 01.01.2002 sonrası: Edinilmiş mallara katılma rejimi uygulanır. Bu rejimde, evlilik süresince edinilen mallar (edinilmiş mallar) boşanma halinde eşit olarak paylaşılır. Her eşin artık değer üzerinde yarı yarıya hakkı vardır.

Evliliği 01.01.2002 tarihinden önce başlayıp bu tarihten sonra devam eden çiftlerde karma bir uygulama söz konusu olur. Bu tarihten önceki dönem için mal ayrılığı, sonraki dönem için edinilmiş mallara katılma rejimi kuralları uygulanır. Ancak TMK’nın geçici madde hükmü uyarınca eşler, 01.01.2003 tarihine kadar notere başvurarak yeni rejimin evliliğin başından itibaren uygulanmasını talep edebilirlerdi.

Mal Rejimi Türleri

TMK’da dört farklı mal rejimi düzenlenmiştir:

Mal RejimiYasal DayanakÖzelliği
Edinilmiş mallara katılmaTMK m.218-241Yasal (varsayılan) mal rejimi
Mal ayrılığıTMK m.242-243Her eş kendi malının sahibi
Paylaşmalı mal ayrılığıTMK m.244-255Mal ayrılığı + boşanmada paylaşım
Mal ortaklığıTMK m.256-281Belirli mallar ortak mülkiyet

Uygulamada eşlerin büyük çoğunluğu mal rejimi sözleşmesi yapmadığından, edinilmiş mallara katılma rejimi en yaygın uygulanan rejimdir. Bu rehberin devamında, tasfiye kuralları edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde ele alınacaktır.

Edinilmiş Mallar ve Kişisel Mallar

Edinilmiş mallara katılma rejiminde mal paylaşımının temel ekseni, “edinilmiş mal” ve “kişisel mal” ayrımıdır. Boşanmada yalnızca edinilmiş mallar paylaşıma tabidir; kişisel mallar ise sahibi olan eşe ait kalır ve paylaşım dışındadır.

Edinilmiş Mallar (TMK m.219)

TMK m.219 uyarınca edinilmiş mallar, her eşin mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği mal varlığı değerleridir. Kanunda edinilmiş mallar sınırlayıcı olmayan biçimde sayılmıştır:

  • Çalışma karşılığı elde edilen kazançlar (maaş, ücret, ikramiye, prim)
  • Sosyal güvenlik veya sosyal yardım kurum ve kuruluşlarının veya personele yardım amacı ile kurulan sandık ve benzerlerinin yaptığı ödemeler
  • Çalışma gücünün kaybı nedeniyle ödenen tazminatlar
  • Kişisel malların gelirleri (kira geliri, faiz geliri, temettü)
  • Edinilmiş malların yerine geçen değerler

Kişisel Mallar (TMK m.220)

TMK m.220 uyarınca kişisel mallar, paylaşıma tabi olmayan ve sahibi eşe ait kalan mal varlığı değerleridir. Kişisel mallar, mal rejimi tasfiyesinde artık değer hesabına katılmaz ve diğer eşin bu mallar üzerinde katılma alacağı hakkı bulunmaz. Kanun, kişisel malları sınırlı sayı (numerus clausus) ilkesiyle belirlemiştir:

  • Eşlerden birinin yalnız kişisel kullanımına yarayan eşya (kıyafet, kişisel aksesuar)
  • Mal rejiminin başlangıcında eşlerden birine ait olan mal varlığı değerleri (evlilik öncesi edinilen mallar)
  • Evlilik süresince miras yoluyla ya da herhangi bir şekilde karşılıksız kazanma yoluyla elde edilen mal varlığı değerleri (miras kalan ev, bağışlanan arsa)
  • Manevi tazminat alacakları
  • Kişisel malların yerine geçen değerler

Ayrım Tablosu

KriterEdinilmiş MalKişisel Mal
Maaş ve ücretlerEdinilmiş mal-
Evlilik öncesi edinilen ev-Kişisel mal
Evlilik içinde alınan araçEdinilmiş mal-
Miras kalan taşınmaz-Kişisel mal
Kişisel malın kira geliriEdinilmiş mal-
Bağış yoluyla alınan arsa-Kişisel mal
Evlilik içinde kurulan şirketEdinilmiş mal-
Manevi tazminat-Kişisel mal
Kıdem tazminatıEdinilmiş mal-
Emekli ikramiyesiEdinilmiş mal-

İspat Yükü (TMK m.222)

TMK m.222 uyarınca, belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Bir malın edinilmiş mal mı yoksa kişisel mal mı olduğu konusunda uyuşmazlık çıkması halinde, ispat yükü o malın kişisel mal olduğunu ileri süren eşe aittir. Yani kanun, aksi ispat edilmedikçe tüm malların edinilmiş mal olduğu karinesi koymaktadır. Bu karine, uygulamada son derece önemlidir; çünkü eş, bir malın kişisel mal olduğunu kanıtlayamazsa o mal edinilmiş mal sayılarak paylaşıma dahil edilecektir.

Kişisel mal olduğunun ispatında banka kayıtları, tapu kayıtları, veraset ilamı, bağış sözleşmesi ve tanık beyanları gibi deliller kullanılabilir. Yargıtay, özellikle para ile alınan mallarda, paranın kaynağının kişisel mal olduğunun somut delillerle ortaya konulmasını aramaktadır.

Boşanmada Ev Kimin Olur?

Boşanmada en sık sorulan sorulardan biri, aile konutu olarak kullanılan evin kime kalacağıdır. Bu sorunun cevabı, evin ne zaman edinildiğine, nasıl finanse edildiğine ve tapunun kimin adına kayıtlı olduğuna göre değişmektedir.

Genel Kural: Edinilmiş Mal ise Paylaşılır

Evin, evlilik süresince edinilmiş mallarla (maaş, kredi vb.) satın alınmış olması halinde, tapunun kimin adına kayıtlı olduğuna bakılmaksızın ev edinilmiş mal sayılır. Bu durumda ev, mal rejimi tasfiyesinde paylaşıma dahil edilir. Ancak paylaşım, evin fiziksel olarak bölünmesi anlamına gelmez. Evin değeri üzerinden katılma alacağı hesaplanır ve tapu sahibi eş, diğer eşe hesaplanan alacak miktarını öder. Evin mülkiyeti tapu sahibinde kalır; diğer eş parasal bir alacak elde eder.

Evin tamamen kişisel mallarla (miras, evlilik öncesi birikim, bağış) alınmış olması halinde ise ev kişisel mal sayılır ve paylaşıma dahil edilmez. Ancak evin bir kısmının kişisel mal, bir kısmının edinilmiş mal ile finanse edilmesi durumunda, edinilmiş mal ile karşılanan kısım oranında paylaşım yapılır.

Aile Konutu Koruması (TMK m.194)

TMK m.194, aile konutuna özel bir koruma sağlamaktadır. Bu madde uyarınca, eşlerden biri diğer eşin açık rızası olmadıkça aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Bu koruma, mülkiyetin hangi eşe ait olduğundan bağımsızdır; yani tapuda malik olarak görünen eş dahi, diğer eşin rızası olmadan aile konutunu satamaz veya ipotek ettiremez.

Aile konutu korumasının temel unsurları:

  • Satış yasağı: Eşin rızası olmadan aile konutu satılamaz. Rıza alınmadan yapılan satış, diğer eşin dava açması halinde iptal edilebilir.
  • İpotek yasağı: Aile konutu üzerine diğer eşin rızası olmadan ipotek konulamaz.
  • Kira sözleşmesi koruması: Kirada oturulan aile konutunda, kiracı eş tek başına kira sözleşmesini feshedemez.
  • Aile konutu şerhi: Malik olmayan eş, tapu müdürlüğüne başvurarak tapu kaydına “aile konutu şerhi” konulmasını talep edebilir. Bu şerh, konutun üçüncü kişilere satışını veya üzerinde tasarruf yapılmasını engellemeye yönelik güçlü bir koruma sağlar.

Aile konutu şerhi, tapu müdürlüğüne yapılacak başvuruyla veya mahkeme kararıyla konulabilir. Şerhin konulması için evlilik cüzdanı ve aile konutu olarak kullanıldığına dair belgeler (ikametgah belgesi, fatura vb.) yeterlidir.

Boşanma Sonrası Evde Kalma Hakkı

Boşanma davası süresince hakim, TMK m.169 uyarınca eşlerin barınma ihtiyacına yönelik geçici tedbirler alabilir. Bu kapsamda, ekonomik olarak daha zayıf konumdaki eşin veya çocukların velayetini üstlenen eşin aile konutunda kalmasına karar verilebilir. Ancak bu geçici bir tedbirdir ve boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer.

Boşanma kararının kesinleşmesinden sonra ise evde kalma hakkı mülkiyet durumuna göre belirlenir. Velayet kendisine verilen eşin barınma ihtiyacı, nafaka kapsamında değerlendirilebilir; ancak bu durum doğrudan taşınmaz üzerinde bir mülkiyet hakkı doğurmaz. Ev tapu sahibinin mülkü olduğundan, diğer eşin evde kalmaya devam edebilmesi ancak mal rejimi tasfiyesi davasında alınacak tedbir kararıyla mümkündür. Evin edinilmiş mal olması halinde, tasfiye davası sonuçlanana kadar evin satılmasının önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı talep edilebilir.

Altınlar Boşanmada Kime Kalır?

Düğün takıları ve altınlar, boşanma davalarında sıklıkla uyuşmazlık konusu olan mal varlığı değerleridir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), bu konuda yerleşik bir içtihat oluşturmuş ve uygulamada yol gösterici kararlar vermiştir.

Yargıtay HGK İçtihadı: Düğün Takıları Kadına Aittir

Yargıtay HGK’ya göre, düğün takıları kural olarak kadına ait kişisel mal sayılır ve mal rejimi tasfiyesinde paylaşıma dahil edilmez. Bu içtihat, düğünde takılan altınların kim tarafından takılmış olduğuna bakılmaksızın uygulanmaktadır. Erkeğin ailesi veya yakınları tarafından takılan altınlar da dahil olmak üzere tüm düğün takıları kadına ait kabul edilmektedir.

Bu kuralın gerekçesi, Türk toplumundaki geleneksel anlayışa dayanmaktadır. Yargıtay, düğün takılarının kadının çeyizi ve güvencesi niteliğinde olduğunu, toplumsal gelenek ve görenekler gereği kadına bağışlandığını kabul etmektedir.

Düğün Takıları Dışındaki Altınlar

Düğün takıları dışında evlilik süresince edinilen altınlar ve ziynet eşyaları ise farklı bir değerlendirmeye tabidir:

  • Edinilmiş mallarla alınan altınlar: Evlilik süresince maaş veya diğer gelirlerle satın alınan altınlar, edinilmiş mal sayılır ve paylaşıma tabidir.
  • Kişisel mallarla alınan altınlar: Miras veya bağış yoluyla elde edilen parayla alınan altınlar, kişisel mal niteliğini korur.
  • Düğün sonrası hediye edilen altınlar: Bayram, doğum günü gibi özel günlerde hediye edilen altınlar, hediye edilen eşin kişisel malı sayılır.

Altınların İadesi Davası

Boşanma sürecinde altınların iade edilmemesi halinde, altınların aynen iadesi veya bedelinin tahsili davası açılabilir. Bu dava, mal rejimi tasfiyesi davasından bağımsız olup boşanma davasıyla birlikte açılabileceği gibi ayrı bir dava olarak da açılabilir.

Altınların iadesi davasında ispat yükü, altınların varlığını ve karşı tarafa teslim edildiğini iddia eden eşe aittir. Düğün fotoğrafları, video kayıtları, tanık beyanları ve kuyumcu faturaları ispat aracı olarak kullanılabilmektadır. Yargıtay, düğün fotoğraf ve videolarını güçlü delil olarak kabul etmektedir.

Altınların evlilik süresince ortak ihtiyaçlar için (ev eşyası alımı, borç ödeme, geçim giderleri) harcandığının ispat edilmesi halinde, kadın altınların bedelini talep edebilir. Altınların kadının rızasıyla ortak amaçlara harcandığının ispat yükü ise kocaya aittir. Yargıtay içtihadına göre, kocanın altınları kadının rızasıyla harcadığını ispat edemediği hallerde altınların bedelini ödemesi gerekmektedir.

Boşanmadan Önce Satılan Mallar

Boşanma sürecinin yaklaştığını hisseden bazı eşler, mal varlığını paylaşıma dahil etmemek amacıyla malları boşanmadan önce satmaya, devretmeye veya gizlemeye çalışabilmektedir. TMK, bu tür davranışlara karşı diğer eşi koruyan önemli düzenlemeler içermektedir.

TMK m.229: Eklenecek Değerler

TMK m.229, mal rejimi tasfiyesinde “eklenecek değerler” kavramını düzenlemiştir. Bu madde uyarınca, aşağıdaki mal varlığı değerleri edinilmiş mallara eklenir ve artık değer hesabında dikkate alınır:

  1. Eşlerden birinin mal rejiminin sona ermesinden önceki bir yıl içinde diğer eşin rızası olmadan olağan hediyeler dışında yaptığı karşılıksız kazandırmalar: Bir eş, boşanmadan önceki son bir yıl içinde ailesine, arkadaşlarına veya üçüncü kişilere önemli miktarda para veya mal bağışlamışsa, bu değerler edinilmiş mallara eklenecektir.

  2. Bir eşin mal rejiminin devamı süresince diğer eşin katılma alacağını azaltmak kastıyla yaptığı devirler: Bu hükmün uygulanması için herhangi bir süre sınırı yoktur. Eşin, diğer eşin katılma alacağını azaltmak amacıyla (mal kaçırma kastı) yaptığı devirler, evliliğin hangi döneminde yapılmış olursa olsun edinilmiş mallara eklenir.

Mal Kaçırma ve Hile

Uygulamada sık karşılaşılan mal kaçırma yöntemleri ve bunlara karşı hukuki korumalar şunlardır:

  • Muvazaalı satış: Eşin malını gerçekte satmayıp, kağıt üzerinde bir yakınına devretmesi halinde, diğer eş muvazaa iddiasıyla satışın iptali davası açabilir. Muvazaa, tarafların gerçek iradeleri ile beyan ettikleri iradeler arasındaki bilinçli uyumsuzluktur.
  • Düşük bedelli satış: Malın gerçek değerinin çok altında bir bedelle satılması, mal kaçırma karinesi oluşturur. Bu durumda gerçek değer ile satış bedeli arasındaki fark edinilmiş mallara eklenir.
  • Yakınlara devir: Malın aile üyelerine veya yakın çevredeki kişilere devri, özellikle boşanma davasına yakın tarihlerde yapılmışsa, mal kaçırma amacıyla yapıldığı karinesini güçlendirir.
  • Üçüncü kişi adına kayıt: Evlilik süresince edinilen malların baştan üçüncü kişiler adına kayıt ettirilmesi halinde, diğer eş bu malların gerçek sahibinin kendi eşi olduğunu ispatlayarak tasfiyeye dahil edilmesini talep edebilir.

TMK m.229 kapsamında eklenecek değerler hesaplanırken, malın devir tarihindeki değeri değil, tasfiye tarihindeki (karar tarihine en yakın) güncel değeri esas alınır. Bu düzenleme, mal kaçıran eşin enflasyon veya değer artışından faydalanmasını engellemektedir.

Koruyucu Tedbirler

Mal kaçırma riskine karşı alınabilecek önlemler:

  • İhtiyati tedbir talebi: Boşanma davası veya mal rejimi tasfiyesi davası açılırken, mevcut malların üçüncü kişilere devredilmesini önlemek amacıyla taşınmazlara ve araçlara ihtiyati tedbir konulması talep edilebilir.
  • Aile konutu şerhi: Aile konutu olarak kullanılan taşınmaz için tapuya aile konutu şerhi konularak, eşin rızası olmadan satışın önüne geçilebilir.
  • Banka hesaplarına tedbir: Eşin banka hesaplarındaki paranın çekilmesinin engellenmesi amacıyla ihtiyati tedbir kararı talep edilebilir.

Mal Rejimi Tasfiyesi Davası Nasıl Açılır?

Mal rejimi tasfiyesi davası, boşanmanın mali sonuçlarından biri olan mal paylaşımını gerçekleştirmek üzere açılan bağımsız bir hukuk davasıdır. Bu dava, boşanma davasından ayrı bir dava olup, boşanma kararının kesinleşmesinden sonra açılır veya boşanma davasıyla birlikte açılarak boşanma kararının kesinleşmesinin beklenmesine karar verilir.

Zamanaşımı

Mal rejimi tasfiyesi davasında zamanaşımı süresi, TMK m.178 uyarınca boşanma kararının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıldır. Bu süre, eski kanun döneminde (01.01.2002 öncesi) 1 yıl olarak düzenlenmişken, Yargıtay içtihat değişikliği ile 10 yıla uzatılmıştır. Zamanaşımı süresinin dolmasından sonra açılan dava, karşı tarafın zamanaşımı def’ini ileri sürmesi halinde reddedilir.

Ancak 10 yıllık süre uzun olsa da, hakların etkin biçimde kullanılabilmesi için davanın mümkün olan en kısa sürede açılması tavsiye edilmektedir. Zira zaman geçtikçe malların değerinin tespiti, delillerin toplanması ve tanıkların dinlenmesi güçleşmektedir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Mal rejimi tasfiyesi davasında görevli mahkeme aile mahkemesidir. Aile mahkemesinin bulunmadığı yerlerde asliye hukuk mahkemesi, aile mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.

Yetkili mahkeme ise mal rejiminin ölüm nedeniyle sona ermesi halinde ölenin son yerleşim yeri mahkemesi; boşanma nedeniyle sona ermesi halinde ise boşanma davasına bakmaya yetkili olan mahkemedir. Uygulamada mal rejimi tasfiyesi davası, genellikle boşanma davasının görüldüğü mahkeme nezdinde açılmaktadır.

Dava Süreci

Mal rejimi tasfiyesi davası, genel hatlarıyla aşağıdaki aşamalardan oluşmaktadır:

  1. Dava dilekçesinin hazırlanması: Davacı eş, tasfiyeye konu malları, bunların edinilmiş mal veya kişisel mal olduğuna ilişkin iddialarını ve talep ettiği katılma alacağını dilekçede belirtir.
  2. Mal varlığının tespiti: Mahkeme, tarafların mal varlıklarını tespit etmek amacıyla tapu müdürlüklerine, bankalara, trafik tescil müdürlüklerine ve ilgili kurumlara müzekkere yazarak bilgi ve belge talep eder.
  3. Değer tespiti: Tasfiyeye konu malların güncel değerlerinin belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yapılır. Taşınmazlar için gayrimenkul değerleme uzmanı, şirket hisseleri için mali müşavir veya muhasebe bilirkişisi görevlendirilebilir.
  4. Eklenecek değerlerin araştırılması: TMK m.229 kapsamında eklenecek değerler ve m.231 kapsamında denkleştirme işlemleri araştırılır.
  5. Katılma alacağının hesaplanması: Bilirkişi raporu ve toplanan deliller çerçevesinde her eşin artık değeri hesaplanır ve katılma alacağı belirlenir.
  6. Karar: Mahkeme, hesaplanan katılma alacağının ödenmesine hükmedebileceği gibi, koşulların oluşması halinde ayni talepleri de değerlendirebilir.

Gerekli Belgeler

Mal rejimi tasfiyesi davası açılırken hazırlanması gereken başlıca belgeler:

  • Kesinleşmiş boşanma ilamı
  • Tapu kayıtları
  • Araç ruhsatları
  • Banka hesap dökümleri
  • Şirket ortaklık belgeleri
  • Maaş bordroları ve gelir belgeleri
  • Malların edinilme tarihine ilişkin belgeler
  • Kişisel mal iddiasını destekleyen belgeler (veraset ilamı, bağış sözleşmesi vb.)

Katılma Alacağı Hesaplaması

Katılma alacağı, edinilmiş mallara katılma rejiminin tasfiyesinde her eşin diğer eşin edinilmiş mallarının artık değeri üzerinde sahip olduğu alacak hakkıdır. TMK m.236 uyarınca her eş veya mirasçıları, diğer eşe ait artık değerin yarısı üzerinde hak sahibidir.

Artık Değer Hesabı

TMK m.231 uyarınca artık değer, eklenmeden ve denkleştirmeden elde edilen miktarlar da dahil olmak üzere her eşin edinilmiş mallarının toplam değerinden bu mallara ilişkin borçların çıkarılmasıyla elde edilen miktardır.

Formül:

Artık Değer = Edinilmiş Malların Toplam Değeri + Eklenecek Değerler (TMK m.229) - Borçlar - Denkleştirme (TMK m.230)

Katılma Alacağı = Artık Değer / 2

Hesaplama Adımları

  1. Her eşin edinilmiş malları tespit edilir: Evlilik süresince edinilen tüm mallar belirlenir.
  2. Kişisel mallar ayrılır: TMK m.220 kapsamındaki kişisel mallar tasfiye dışı bırakılır.
  3. Eklenecek değerler eklenir: TMK m.229 kapsamında, mal kaçırma amacıyla devredilen veya karşılıksız kazandırılan değerler edinilmiş mallara eklenir.
  4. Denkleştirme yapılır: TMK m.230 uyarınca, bir eşin kişisel mallarından edinilmiş mallara veya edinilmiş mallarından kişisel mallara yapılan katkılar denkleştirilir. Örneğin, kişisel malla alınan evin kredi taksitlerinin maaşla ödenmesi halinde, maaşla ödenen kısım edinilmiş mal katkısı olarak denkleştirilir.
  5. Borçlar düşülür: Edinilmiş mallara ilişkin borçlar (devam eden kredi taksitleri vb.) toplam değerden çıkarılır.
  6. Artık değer hesaplanır: Kalan miktar artık değerdir.
  7. Katılma alacağı belirlenir: Artık değerin yarısı, diğer eşin katılma alacağını oluşturur.

Örnek Hesaplama

KalemEş AEş B
Edinilmiş mallar (ev + araç + birikim)3.000.000 TL800.000 TL
Eklenecek değerler (TMK m.229)200.000 TL0 TL
Denkleştirme (kişisel mal katkısı)-500.000 TL0 TL
Borçlar-700.000 TL-100.000 TL
Artık değer2.000.000 TL700.000 TL
Katılma alacağı (artık değer / 2)1.000.000 TL350.000 TL

Bu örnekte Eş B, Eş A’dan 1.000.000 TL katılma alacağı talep edebilir. Eş A ise Eş B’den 350.000 TL katılma alacağı talep edebilir. Mahkeme, takas ve mahsup yaptıktan sonra Eş A’nın Eş B’ye net 650.000 TL ödemesine hükmedebilir.

Artık Değerin Azaltılması (TMK m.236/2)

TMK m.236/2, zina veya hayata kast sebebiyle boşanma halinde hakime, kusurlu eşin artık değerdeki pay oranının hakkaniyete uygun olarak azaltılmasına veya kaldırılmasına karar verme yetkisi tanımaktadır. Bu hüküm, istisnai durumlarda uygulanmakta olup, hakimin takdir yetkisi çerçevesinde değerlendirilmektedir.

Sık Sorulan Sorular

Mal paylaşımı davası boşanma davası ile birlikte açılabilir mi?

Evet, mal rejimi tasfiyesi davası boşanma davasıyla birlikte açılabilir. Ancak bu durumda mahkeme, mal rejimi tasfiyesi davası hakkında karar vermek için boşanma kararının kesinleşmesini bekler. Boşanma kesinleşmeden mal rejimi tasfiyesine karar verilemez; çünkü mal rejimi, boşanma kararının kesinleşmesiyle sona erer.

Evlilik öncesi alınan ev boşanmada paylaşılır mı?

Evlilik öncesi alınan ev, kişisel mal sayıldığından kural olarak paylaşılmaz. Ancak evlilik süresince bu evin kredisi edinilmiş mallarla (maaş vb.) ödeniyorsa, ödenen kısım oranında diğer eşin katılma alacağı doğabilir. Ayrıca evin evlilik süresince değer kazanması halinde, değer artışının edinilmiş mallarla yapılan katkıya denk gelen oranı da tasfiyeye dahil edilebilir.

Eşlerden biri çalışmıyorsa mal paylaşımı nasıl olur?

Edinilmiş mallara katılma rejiminde eşin çalışıp çalışmaması, katılma alacağı hakkını etkilemez. Ev işleri ve çocuk bakımı ile ilgilenen eş de, çalışan eşin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir. Kanun koyucu, evlilik birliğine yapılan her türlü katkıyı (parasal veya hizmet katkısı) eşit kabul etmiştir.

Mal paylaşımı davasında avukat zorunlu mu?

Mal rejimi tasfiyesi davalarında avukatla temsil zorunluluğu bulunmamaktadır. Ancak mal rejimi tasfiyesi, TMK’nın en teknik konularından biri olup artık değer hesabı, eklenecek değerler, denkleştirme ve ispat yükü gibi karmaşık hukuki meseleleri içermektedir. Bu nedenle aile hukuku alanında deneyimli bir avukattan profesyonel destek alınması, hak kayıplarının önlenmesi açısından önem taşımaktadır.

Şirket hisseleri boşanmada paylaşılır mı?

Evlilik süresince kurulan veya edinilen şirket hisseleri, edinilmiş mal sayılır ve paylaşıma tabidir. Evlilik öncesinde sahip olunan şirket hisseleri ise kişisel maldır; ancak evlilik süresindeki değer artışı edinilmiş mal kapsamında değerlendirilebilir. Şirket hisselerinin değerlemesi, mali müşavir bilirkişi tarafından yapılır.

Kredi ile alınan ev nasıl paylaşılır?

Kredi ile alınan evin paylaşımı, kredinin hangi gelirlerle ödendiğine bağlıdır. Kredi taksitleri edinilmiş mallarla (maaş) ödeniyorsa ev edinilmiş mal sayılır. Kalan kredi borcu, artık değer hesabında edinilmiş mallardan düşülür. Evin peşinatı kişisel mallarla ödenmiş, taksitleri edinilmiş mallarla ödenmişse, her iki katkı oranı ayrı ayrı hesaplanarak denkleştirme yapılır.

Boşanmadan önce eşim malları sattı, ne yapabilirim?

TMK m.229 uyarınca, mal kaçırma amacıyla yapılan devirler ve son bir yıl içinde rıza olmadan yapılan karşılıksız kazandırmalar, edinilmiş mallara eklenerek tasfiyede dikkate alınır. Bu malların güncel değeri, artık değer hesabına dahil edilir. Mal kaçırma şüphesi bulunan hallerde, dava açılırken mevcut mallar üzerine ihtiyati tedbir konulmasının talep edilmesi, kalan mal varlığının korunması açısından önemlidir.

Düğün takıları kime aittir?

Yargıtay HGK’nın yerleşik içtihadına göre, düğünde takılan tüm takılar (altın, bilezik, kolye, para vb.) kim tarafından takılmış olursa olsun kadına aittir. Bu takılar kişisel mal niteliğindedir ve mal rejimi tasfiyesinde paylaşıma dahil edilmez. Kadın, düğün takılarının aynen iadesini veya bedelinin ödenmesini talep edebilir.

Sonuç

Boşanmada mal paylaşımı, TMK’nın edinilmiş mallara katılma rejimi çerçevesinde yürütülen kapsamlı bir hukuki süreçtir. Edinilmiş mal ile kişisel mal ayrımı, aile konutu koruması, altınların hukuki durumu, boşanmadan önce satılan malların tasfiyeye dahil edilmesi ve katılma alacağı hesaplaması gibi konular, her biri ayrı bir uzmanlık gerektiren teknik meselelerdir.

Mal rejimi tasfiyesi davası, boşanma kararının kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olup, aile mahkemesinde görülür. Her eş, diğer eşin edinilmiş mallarının artık değerinin yarısı üzerinde katılma alacağı hakkına sahiptir. TMK m.229 hükmü, mal kaçırma girişimlerine karşı güçlü bir koruma sağlamakta ve boşanmadan önce devredilen malların tasfiyeye dahil edilmesini mümkün kılmaktadır.

Doğru ve zamanında hukuki danışmanlık almak, mal paylaşımı sürecinde hak kayıplarının önlenmesi açısından belirleyici önem taşımaktadır. Boşanma sürecinin genel işleyişi hakkında Boşanma Davası Rehberi yazımızı, nafaka konusunda ise Nafaka Rehberi yazımızı inceleyebilirsiniz. Aile Hukuku alanındaki diğer rehberlerimize faaliyet alanları sayfamızdan ulaşabilirsiniz.

Paylaş:
Av. Kazım İsmail Kazdal - Kurucu Avukat

Av. Kazım İsmail Kazdal

Kurucu Avukat

İstanbul Barosu Sicil No: 75389

İlk ve orta öğrenimini Rize'de tamamlamış, 2009 yılında lise eğitiminden mezun olmuştur. Aynı yıl Marmara Üniversitesi Tarih Öğretmenliği Bölümünü kazanmış, 2015 yılında bu bölümden mezun olmuştur. İkinci üniversite eğitimi kapsamında Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenim görmüş ve 2019 yılında hukuk fakültesinden mezun olmuştur. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi diplomasını da almıştır. Avukatlık stajını tamamladıktan sonra kendi hukuk bürosunu kurarak serbest avukatlık faaliyetlerine başlamıştır. Başta özel hukuk alanları olmak üzere, mesleki çalışmalarını titizlik ve çözüm odaklılık ilkesiyle sürdürmektedir.

Bu Konuda Hukuki Desteğe mi İhtiyacınız Var?

Uzman avukatlarımız ile ön görüşme yaparak hukuki sürecinizi birlikte planlayalım.

Bize Ulaşın WhatsApp