Detaylı Açıklama
Eser sözleşmesinde borçlanılan şey bir faaliyet değil, sonuçtur. Yüklenici; sanat ve beceri gerektiren emek sarfıyla, iş sahibinin beklentisini karşılayan, fen ve sanat kurallarına uygun bir eser ortaya koymalıdır. Eser bu nitelikleri taşımıyorsa ayıplı sayılır ve yüklenici, sadakat ve özen borcu gereği ortaya çıkan ayıplardan sorumlu olur.
Sağlık hukukundaki önemi büyüktür: Yargıtay, tıbbi zorunluluk bulunmayan estetik müdahaleleri eser sözleşmesi olarak nitelendirir. 6. Hukuk Dairesi’nin E.2024/2314, K.2025/1671 sayılı kararında; “eser sözleşmesinin niteliği gereği yüklenici sonucu garanti etmektedir” denilerek, skar revizyonunda taahhüt edilen sonucu sağlayamayan hekim aleyhine bozma kararı verilmiştir.
Hukuki Dayanak ve Uygulama
Eserin ayıplı olması hâlinde iş sahibinin hakları TBK m.475’te sınırlı olarak sayılmıştır: sözleşmeden dönme, ayıp oranında bedel indirimi, ücretsiz onarım ve bunlarla birlikte genel hükümlere göre tazminat. İlk üçü seçimlik haktır; tazminat, zarar koşuluyla her seçimlik hakla birlikte istenebilir.
Vekâlet sözleşmesinden temel farkı sorumluluk ölçüsüdür: Vekâlette borç özenli ifa iken, eserde ayıpsız sonuçtur. Bu nedenle estetik davalarında hekimin “tıbbi kusurum yok” savunması tek başına yeterli olmaz; taahhüt edilen sonucun gerçekleşip gerçekleşmediği ayrıca denetlenir.
Sık Karşılaşılan Durumlar
Estetik davalarında bilirkişi raporlarının yalnızca tıbbi standart denetimi yapması yaygın bir hatadır; Yargıtay, eser sözleşmesi boyutunu değerlendirmeyen raporlara dayanılmasını bozma sebebi saymaktadır. Hekimin görüşmelerde ve tanıtımlarda kullandığı ifadeler (“iz belli belirsiz kalacak” gibi) taahhüdün kapsamını belirlediğinden, yazışma ve tanıtım içerikleri delil olarak büyük önem taşır.