Detaylı Açıklama
Avukatlık Kanunu m.164/1 vekalet ücretini “avukatın hukukî yardımının karşılığı olan meblâğı veya değeri” olarak tanımlar. Uygulamada bu tek bir kalem değildir ve karıştırılması hak kaybına yol açar.
Akdi vekalet ücreti, müvekkil ile avukat arasında kararlaştırılan bedeldir. Serbestçe belirlenir, ancak iki sınırı vardır: Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin altına inilemez ve m.164/2 uyarınca dava veya hükmolunacak şeyin değerinin yüzde yirmibeşini aşamaz.
Tarifeye göre hesaplanan ücret, mahkemenin hükmederken esas aldığı tutardır ve akdi ücretten bağımsızdır. Konusu para ile ölçülemeyen işlerde mahkeme türüne göre maktu, konusu para olan işlerde ise kademeli oranlarla nispi olarak belirlenir.
Karşı taraf vekalet ücreti, davayı kaybeden tarafın kazanan tarafın vekili için ödemeye mahkûm edildiği kalemdir. HMK m.330 uyarınca taraf lehine hükmedilir; ancak Avukatlık Kanunu m.164/son uyarınca avukata aittir.
Hukuki Dayanak ve Uygulama
Avukatlık Kanunu m.164/son açıktır: “Dava sonunda, kararla tarifeye dayanılarak karşı tarafa yüklenecek vekâlet ücreti avukata aittir. Bu ücret, iş sahibinin borcu nedeniyle takas ve mahsup edilemez, haczedilemez.” Bu nedenle müvekkil, kazandığı davada hükmedilen vekalet ücretini kendi alacağı sayamaz.
Yazılı ücret sözleşmesi bulunmayan hâllerde m.164/4 devreye girer: değeri para ile ölçülebilen işlerde, tarifenin altında olmamak koşuluyla, davanın kazanılan bölümü için avukatın emeğine göre ilâmın kesinleştiği tarihteki müddeabih değerinin yüzde onu ile yüzde yirmisi arasında bir miktar belirlenir.