İçeriğe Atla

Anlaşmalı Boşanma Davası Nasıl Açılır? 2026 Kapsamlı Rehber

Av. Kazım İsmail Kazdal 17 Nisan 2026 30 dk okuma Aile

Anlaşmalı boşanma, evlilik birliğini en kısa sürede ve en az yıpranmayla sona erdirmek isteyen eşler için Türk hukukunun sunduğu en pratik yoldur. Tarafların boşanmanın tüm sonuçları konusunda uzlaşması halinde dava genellikle tek celsede sonuçlanmakta, çekişmeli boşanmada yıllara yayılabilen süreç birkaç haftaya inmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 166. maddesinin üçüncü fıkrasında düzenlenen bu kurum, uygulamada en sık başvurulan boşanma türlerinin başında gelmektedir. Bu rehberde; anlaşmalı boşanmanın şartlarını, protokol hazırlama sürecini, dava aşamalarını, masrafları, farklı şehirden başvuru imkanlarını ve süreç sonrasında karşılaşılabilecek durumları Aile Hukuku mevzuatı ve Yargıtay içtihatları çerçevesinde kapsamlı biçimde ele alacağız. Boşanma davasının genel işleyişi hakkında detaylı bilgi almak isteyenler Boşanma Davası Rehberi yazımızı inceleyebilir.

Anlaşmalı Boşanma Nedir?

Anlaşmalı boşanma, TMK m.166/3’te düzenlenen ve eşlerin boşanma ile boşanmanın tüm mali ve kişisel sonuçları hakkında tam bir mutabakat sağlaması halinde başvurulabilen boşanma türüdür. Kanun hükmüne göre:

“Evlilik en az bir yıl sürmüş ise, eşlerin birlikte başvurması ya da bir eşin diğerinin davasını kabul etmesi halinde, evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Bu halde boşanma kararı verilebilmesi için, hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi ve boşanmanın mali sonuçları ile çocukların durumu hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemeyi uygun bulması şarttır.”

Anlaşmalı boşanma, hukuki niteliği itibarıyla TMK m.166/1-2’de düzenlenen evlilik birliğinin temelinden sarsılması (genel boşanma sebebi) kapsamında değerlendirilmektedir. Ancak genel boşanma sebebine dayanan çekişmeli davalardan temel farkı, tarafların kusur tartışmasına girmeksizin ve boşanma sebebini ispat etmeksizin boşanabilmesidir. Kanun koyucu, eşlerin birlikte başvurması veya birinin diğerinin davasını kabul etmesini, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına ilişkin yasal bir karine olarak kabul etmiştir.

Anlaşmalı Boşanma ile Çekişmeli Boşanmanın Farkları

KriterAnlaşmalı BoşanmaÇekişmeli Boşanma
Yasal dayanakTMK m.166/3TMK m.161-166/1-2
Evlilik süresi şartıEn az 1 yılŞart yok
Tarafların uzlaşmasıTüm konularda uzlaşı gerekliUzlaşı aranmaz
Protokol zorunluluğuEvetHayır
Kusur araştırmasıYapılmazYapılır
Ortalama süre2-6 hafta1-3 yıl
Duruşma sayısıGenellikle 1 celseBirden fazla celse
MaliyetDüşükYüksek

Çekişmeli boşanmada taraflardan birinin veya her ikisinin kusurlu olup olmadığı araştırılırken, anlaşmalı boşanmada bu değerlendirme yapılmaz. Hakim yalnızca protokolün tarafların ve özellikle çocukların yararına uygun olup olmadığını denetler.

Anlaşmalı boşanmanın bir diğer önemli avantajı da tarafların özel hayatlarına ilişkin konuların aleni duruşmalarda tartışılmamasıdır. Çekişmeli boşanmada kusur ispatı için sunulan deliller, tanık beyanları ve tarafların birbirine yönelttiği iddialar duruşma tutanaklarına geçmektedir. Anlaşmalı boşanmada ise taraflar yalnızca protokolü onayladıklarını beyan etmekte, evlilik içi sorunlar mahkeme dosyasına yansımamaktadır. Bu durum, özellikle kamusal tanınırlığı olan kişiler ve çocukların psikolojik sağlığı açısından tercih sebebi olmaktadır.

Anlaşmalı Boşanma Şartları

TMK m.166/3 hükmü ve Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirildiğinde, anlaşmalı boşanmanın gerçekleşebilmesi için dört zorunlu koşulun bir arada bulunması gerekmektedir.

1. Evliliğin En Az Bir Yıl Sürmüş Olması

Anlaşmalı boşanma başvurusunda bulunabilmek için evliliğin resmi nikah tarihinden itibaren en az bir yıl sürmüş olması şarttır. Bu süre, evliliğin korunması ilkesinin bir yansımasıdır ve kanun koyucu tarafından eşlere evliliği yeniden değerlendirme fırsatı tanımak amacıyla öngörülmüştür. Bir yıllık süre dolmadan yapılan anlaşmalı boşanma başvurusu reddedilir. Bu durumda taraflar, bir yıllık sürenin dolmasını beklemek ya da TMK m.166/1-2 kapsamında çekişmeli boşanma davası açmak zorunda kalır.

Bir yıllık sürenin hesaplanmasında dava tarihi değil, başvuru tarihi esas alınır. Nikah tarihi ile dava tarihi arasında bir yıldan kısa bir süre bulunması halinde mahkeme, davayı usulden reddeder.

Dini nikah veya imam nikahı, hukuki anlamda evlilik olarak kabul edilmediğinden, bir yıllık sürenin hesaplanmasında yalnızca resmi nikah tarihi dikkate alınır. Tarafların resmi nikah öncesinde birlikte yaşamış olması bu sürenin hesabını etkilemez.

2. Eşlerin Birlikte Başvurması veya Birinin Diğerinin Davasını Kabul Etmesi

Anlaşmalı boşanmada iki alternatif başvuru yöntemi bulunmaktadır. Birincisi, eşlerin birlikte dava dilekçesi vererek mahkemeye başvurmasıdır. İkincisi ise eşlerden birinin açtığı boşanma davasının diğer eş tarafından kabul edilmesidir. Her iki durumda da sonuç aynıdır: tarafların boşanma konusundaki iradeleri birbirine uyum sağlamış olmaktadır.

İkinci yöntemde dikkat edilmesi gereken husus, davanın kabulünün boşanma protokolüyle birlikte yapılması gerektiğidir. Salt davanın kabulü, anlaşmalı boşanma için yeterli değildir; tarafların boşanmanın mali sonuçları ve çocukların durumu konusunda da anlaşmış olması zorunludur.

Uygulamada sıkça karşılaşılan bir senaryo, bir eşin çekişmeli boşanma davası açmasının ardından diğer eşin davayı kabul etmek istemesidir. Bu durumda taraflar, çekişmeli davayı anlaşmalı boşanmaya dönüştürebilir. Bunun için her iki tarafın boşanmanın tüm sonuçlarını kapsayan bir protokol hazırlayıp mahkemeye sunması yeterlidir. Mahkeme, protokolü uygun bulması halinde davayı anlaşmalı boşanma olarak sonuçlandırır.

3. Hakimin Tarafları Bizzat Dinlemesi

TMK m.166/3 uyarınca hakim, anlaşmalı boşanma davasında tarafları bizzat dinlemek zorundadır. Bu dinleme, tarafların boşanma iradelerinin serbestçe, baskı altında kalmaksızın açıklandığının teyit edilmesi amacını taşır. TMK m.184 gereği boşanma davalarında hakimin tarafları bizzat dinlemesi emredici bir usul kuralıdır ve bu kurala uyulmaması bozma sebebi oluşturur.

Hakim, duruşmada her iki tarafa da boşanmak isteyip istemediklerini, protokol içeriğini kabul edip etmediklerini ve bu kararı özgür iradeleriyle verip vermediklerini sorar. Taraflardan birinin duruşmada boşanmaktan vazgeçtiğini beyan etmesi halinde anlaşmalı boşanma gerçekleşmez ve dava çekişmeli boşanma olarak devam eder ya da davacı davadan feragat eder.

4. Hakimin Protokolü Uygun Bulması

Anlaşmalı boşanmanın son koşulu, hakimin taraflarca sunulan boşanma protokolünü uygun bulmasıdır. Hakim, protokolü denetlerken özellikle aşağıdaki hususları değerlendirir:

  • Velayet düzenlemesinin çocuğun üstün yararına uygunluğu
  • Nafaka miktarının hakkaniyete uygunluğu
  • Kişisel ilişki düzenlemesinin çocuğun gelişimine uygunluğu
  • Mal paylaşımı ve tazminat düzenlemelerinin tarafların iradesini yansıtması

Hakimin protokolü onaylaması, protokolün aynen kabul edildiği anlamına gelir. Ancak hakim, protokolde çocuğun yararına aykırı veya hakkaniyete açıkça aykırı düzenlemeler tespit etmesi halinde, taraflardan değişiklik yapılmasını isteyebilir. Hakimin bu denetim yetkisi, anlaşmalı boşanmayı salt taraf iradelerine bırakılmış bir süreç olmaktan çıkarmakta ve kamu düzeninin korunmasını sağlamaktadır.

Özellikle küçük yaştaki çocukların bulunduğu davalarda hakimler, velayet ve nafaka düzenlemelerini titizlikle incelemektedir. Çocuğun üstün yararı ilkesi gereği, tarafların özgür iradeleriyle kabul ettikleri bir düzenleme dahi çocuğun haklarını ihlal ediyorsa hakim tarafından reddedilebilmektedir.

Anlaşmalı Boşanma Protokolü Nasıl Hazırlanır?

Boşanma protokolü, anlaşmalı boşanma davasının en kritik belgesidir. Protokolde eksiklik veya belirsizlik bulunması, hakimin protokolü reddetmesine ve davanın uzamasına neden olabilir. Protokolün bir avukat tarafından hazırlanması, ileride doğabilecek hukuki uyuşmazlıkların önlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır.

Eksiksiz bir anlaşmalı boşanma protokolünde aşağıdaki hususların düzenlenmesi gerekmektedir:

Velayet Düzenlemesi

Müşterek çocuk bulunması halinde velayetin hangi ebeveyne bırakılacağı protokolde açıkça belirtilmelidir. TMK m.182 uyarınca mahkeme, velayeti çocuğun üstün yararını gözeterek düzenler. Tarafların velayet konusundaki anlaşması hakimi bağlamaz; hakim çocuğun yararına aykırı bulduğu düzenlemeyi değiştirebilir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi içtihadına göre, anlaşmalı boşanma protokolünde yer alan düzenlemelerin çocuğun üstün yararına aykırı olması halinde hakim protokolü onaylamamakta ve gerekli değişikliklerin yapılmasını istemektedir.

Kişisel İlişki Kurma (Görüşme Takvimi)

Velayeti almayan ebeveynin çocukla kişisel ilişki kurma hakkı ve bunun takvimi protokolde detaylı biçimde düzenlenmelidir. Görüşme günleri, saatleri, yarıyıl ve yaz tatili düzenlemesi, bayram ve özel günlerdeki program ve çocuğun teslim alınma-teslim edilme koşulları protokolde yer almalıdır.

Kişisel ilişki düzenlemesinin belirsiz bırakılması (örneğin “uygun zamanlarda görüşülecektir” gibi ifadeler), ileride taraflar arasında uyuşmazlığa neden olacağından hakimler tarafından kabul edilmemektedir.

Nafaka Miktarı ve Süresi

Protokolde üç farklı nafaka türünün ayrı ayrı düzenlenmesi gerekmektedir:

  • Tedbir nafakası: Dava süresince ödenmek üzere belirlenen nafakadır. Anlaşmalı boşanma davaları genellikle kısa sürede sonuçlandığından, bu kalem uygulamada sıklıkla atlanmaktadır; ancak protokolde yer verilmesi önerilir.
  • İştirak nafakası: TMK m.182 gereği velayeti almayan ebeveynin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılma yükümlülüğüdür. Miktarı, çocuğun ihtiyaçları ve nafaka yükümlüsünün mali gücüne göre belirlenir.
  • Yoksulluk nafakası: TMK m.175 uyarınca boşanma nedeniyle yoksulluğa düşecek olan eşe, diğer eşin mali gücü oranında süresiz olarak ödenmesine karar verilen nafakadır. Taraflar yoksulluk nafakasından karşılıklı olarak vazgeçebilir; bu durum protokolde açıkça belirtilmelidir.

TMK m.176 uyarınca nafaka miktarı, tarafların mali durumlarının değişmesi halinde artırılabilir veya azaltılabilir. Protokolde nafaka miktarının yanı sıra artış oranının (genellikle TUFE/TÜFE oranı veya sabit yüzde) da belirlenmesi ilerideki uyuşmazlıkları önlemektedir.

Mal Paylaşımı

Edinilmiş mallara katılma rejimi kapsamında tarafların evlilik süresince edindiği malların paylaşımı protokolde düzenlenmelidir. Taşınmaz, araç, banka hesabı, yatırım hesabı ve diğer değerli varlıkların her birinin kime kalacağı veya nasıl bölüneceği açıkça belirtilmelidir.

Taraflar mal paylaşımı konusunda karşılıklı olarak haklarından vazgeçebilir. Bu durumda “taraflar edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklanan alacak haklarından karşılıklı olarak vazgeçmiştir” şeklinde açık bir ifadeye yer verilmesi gerekmektedir.

Tazminat Talepleri

TMK m.174 uyarınca boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Anlaşmalı boşanmada taraflar genellikle tazminat taleplerinden karşılıklı olarak vazgeçmektedir. Bu vazgeçmenin protokolde açıkça ifade edilmesi, ilerideki tazminat davalarının önüne geçmektedir.

Aile Konutunun Durumu

Evlilik süresince aile konutu olarak kullanılan taşınmazın boşanma sonrasında kime kalacağı veya tahliye edilip edilmeyeceği protokolde belirlenmelidir. Kiralık konut ise kira sözleşmesinin kimin üzerinde devam edeceği, taşınmaz eşlerden birine aitse mülkiyet durumunun nasıl düzenleneceği açıkça yazılmalıdır.

Protokol Kontrol Listesi

Protokolünüzün eksiksiz olup olmadığını aşağıdaki listeyle kontrol edebilirsiniz:

  • Tarafların kimlik bilgileri ve T.C. kimlik numaraları
  • Evlilik tarihi ve yeri
  • Müşterek çocukların bilgileri (ad, doğum tarihi)
  • Velayet kararı
  • Kişisel ilişki takvimi (hafta içi, hafta sonu, tatiller)
  • İştirak nafakası miktarı ve artış oranı
  • Yoksulluk nafakası miktarı veya vazgeçme beyanı
  • Maddi ve manevi tazminat düzenlemesi veya vazgeçme beyanı
  • Mal paylaşımı düzenlemesi
  • Aile konutunun durumu
  • Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin paylaşımı
  • Tarafların ıslak imzası

Dava Süreci Adım Adım

Anlaşmalı boşanma davası, aşağıdaki aşamalardan oluşmaktadır:

1. Boşanma protokolünün hazırlanması: Taraflar, boşanmanın tüm sonuçlarını kapsayan bir protokol hazırlar. Protokolün bir avukat tarafından düzenlenmesi, hukuki açıdan geçerli ve eksiksiz bir metin oluşturulması açısından önerilir.

2. Dava dilekçesinin hazırlanması: Boşanma protokolü ile birlikte aile mahkemesine sunulmak üzere dava dilekçesi hazırlanır. Dilekçede tarafların kimlik bilgileri, evlilik bilgileri, anlaşmalı boşanma talebi ve protokole atıf yer almalıdır.

3. Mahkemeye başvuru: Dava dilekçesi ve protokol, yetkili aile mahkemesine sunulur. HMK m.316 uyarınca anlaşmalı boşanma davaları basit yargılama usulüne tabidir. Başvuru sırasında harç ve gider avansı ödenir.

4. Duruşma günü belirlenmesi: Mahkeme, başvuruyu inceledikten sonra duruşma günü belirler ve taraflara tebligat gönderir. Anlaşmalı boşanma davalarında duruşma günü genellikle başvurudan itibaren iki ila altı hafta içinde verilmektedir.

5. Duruşma: Duruşmada hakim, her iki tarafı da bizzat dinler. Taraflara boşanma iradelerini ve protokol içeriğini kabul edip etmediklerini sorar. TMK m.184 gereği hakimin tarafları bizzat dinlemesi zorunludur.

6. Hakimin protokolü değerlendirmesi: Hakim, protokolün tarafların ve çocukların yararına uygun olup olmadığını değerlendirir. Uygun bulması halinde boşanmaya karar verir; eksiklik veya uygunsuzluk tespit etmesi halinde taraflardan değişiklik yapılmasını ister.

7. Kararın kesinleşmesi: Boşanma kararı, taraflara tebliğ edildikten sonra iki haftalık istinaf süresinin geçmesiyle kesinleşir. Taraflar, duruşmada istinaf yolundan feragat ederek kararın derhal kesinleşmesini sağlayabilir. Kararın kesinleşmesinin ardından nüfus müdürlüğüne bildirim yapılarak tarafların nüfus kayıtları güncellenir.

Anlaşmalı boşanma davasında dava dilekçesinin hazırlanması sırasında dikkat edilmesi gereken önemli bir husus da dilekçeye protokolün ek olarak eklenmesidir. Dilekçede TMK m.166/3 hükmüne açıkça atıf yapılmalı ve tarafların anlaşmalı boşanma talebinde bulunduğu net biçimde ifade edilmelidir. Dilekçenin mahkeme tarafından reddedilmemesi için usuli gerekliliklere uygun hazırlanması büyük önem taşımaktadır.

Anlaşmalı Boşanma Ne Kadar Sürer?

Anlaşmalı boşanma davasının süresi, birçok faktöre bağlı olarak değişmekle birlikte ortalama iki ila altı hafta arasında sonuçlanmaktadır. Çekişmeli boşanma davalarının ortalama bir ila üç yıl sürdüğü düşünüldüğünde, anlaşmalı boşanmanın süre avantajı açıkça ortaya çıkmaktadır.

Süreyi Etkileyen Faktörler

FaktörKısa SüreUzun Süre
Protokolün eksiksizliğiTam ve hatasız protokolEksik veya belirsiz protokol
Mahkemenin iş yüküAz yoğun adliyeYoğun adliye (istanbul, Ankara gibi)
Duruşma takvimiErken tarih verilmesiGecikmeli duruşma günü
Hakimin değerlendirmesiProtokol ilk duruşmada onaylanırHakim değişiklik ister
Kararın kesinleşmesiİstinaftan feragat (aynı gün)İstinaf süresi beklenir (2 hafta)

Büyük şehirlerdeki aile mahkemelerinin iş yükünün yoğunluğu, duruşma günü verilmesini geciktirebilmektedir. Ancak ülke genelinde bakıldığında anlaşmalı boşanma davalarının büyük çoğunluğu tek celsede sonuçlanmaktadır. Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre anlaşmalı boşanma davaları, tüm boşanma davalarının yarısından fazlasını oluşturmakta ve ortalama sonuçlanma süresi çekişmeli davalara kıyasla on kat daha kısadır.

Süreç Takvimi

  • Protokol hazırlığı: 1-7 gün (tarafların anlaşma hızına bağlı)
  • Dava dilekçesinin hazırlanması ve mahkemeye başvuru: 1-3 gün
  • Duruşma günü bekleme süresi: 2-5 hafta (mahkemenin iş yüküne göre)
  • Duruşma: Genellikle 15-30 dakika
  • Kararın kesinleşmesi: Aynı gün (feragat halinde) veya 2 hafta (istinaf süresi)

Farklı Şehirde Anlaşmalı Boşanma

Eşlerin farklı şehirlerde yaşaması, anlaşmalı boşanma davasının açılmasına engel değildir. TMK m.168 uyarınca boşanma davasında yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer mahkemesidir. Anlaşmalı boşanmada ise Yargıtay içtihatları doğrultusunda herhangi bir aile mahkemesi yetkili kabul edilmektedir; zira yetki itirazı taraflara ait bir hak olup, her iki tarafın da anlaşarak başvurması halinde yetki sorunu ortadan kalkmaktadır.

Yetki Kuralları

Anlaşmalı boşanmada yetkili mahkeme konusunda esneklik bulunmaktadır. Taraflar aşağıdaki mahkemelerden herhangi birine başvurabilir:

  • Davacı eşin yerleşim yeri aile mahkemesi
  • Davalı eşin yerleşim yeri aile mahkemesi
  • Eşlerin son altı ay birlikte oturdukları yer aile mahkemesi

Uygulamada anlaşmalı boşanmada taraflar genellikle işlem kolaylığı açısından istedikleri yerdeki aile mahkemesine birlikte başvurmakta ve karşı taraf yetki itirazında bulunmadığından mahkeme davayı kabul etmektedir. Örneğin eşlerden biri Ankara’da, diğeri Antalya’da yaşıyorsa, taraflar anlaşarak Istanbul’daki bir aile mahkemesine dahi başvurabilir; zira yetki itirazı yapılmadığında mahkeme yetkisizlik kararı vermeyecektir.

SEGBİS ve E-Duruşma ile Katılım

Taraflardan birinin duruşmaya fiziken katılamaması halinde, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katılım mümkündür. SEGBİS, tarafın bulunduğu şehirdeki adliyeden veya cezaevinden görüntülü bağlantıyla duruşmaya iştirak etmesini sağlayan bir sistemdir.

Ancak belirtmek gerekir ki, anlaşmalı boşanma davalarında hakimin tarafları bizzat dinlemesi zorunluluğu nedeniyle, SEGBİS kullanımı hakimin takdirine bırakılmıştır. Bazı hakimler SEGBİS üzerinden yapılan beyanı “bizzat dinleme” koşulunun karşılanması için yeterli görürken, bazı hakimler tarafların fiziken duruşmada hazır bulunmasını tercih etmektedir. Bu nedenle SEGBİS talebi ile başvuru yapılmadan önce ilgili mahkemenin uygulamasının araştırılması önerilir.

Avukat Vekaleti ile Temsil

Anlaşmalı boşanma davalarında tarafların avukat aracılığıyla temsil edilmesi mümkündür. Ancak TMK m.166/3’teki “hakimin tarafları bizzat dinlemesi” koşulu nedeniyle, avukatın varlığı tarafların duruşmada hazır bulunma zorunluluğunu ortadan kaldırmaz. Avukat, dilekçe hazırlığı, protokol düzenlenmesi ve duruşmadaki hukuki sürecin yönetilmesi konularında taraflara destek sağlar; ancak tarafların yerine beyan veremez.

Farklı şehirlerde yaşayan eşlerin her biri kendi bulundukları şehirden avukat tutabilir. Avukatlar, protokol müzakerelerini taraflar adına yürütebilir ve dava dilekçesini birlikte hazırlayabilir.

Farklı şehirlerde yaşayan eşlerin anlaşmalı boşanma sürecini kolaylaştırmak için öncelikle protokol üzerinde tam bir mutabakat sağlamaları, ardından ortak bir avukat veya her iki tarafın ayrı avukatları aracılığıyla dilekçe ve protokolü hazırlamaları ve duruşma için en uygun şehri belirlemeleri önerilir. Uygulamada taraflar genellikle davanın açılacağı şehri, duruşmaya katılım kolaylığına göre belirlemektedir.

Anlaşmalı Boşanma Masrafları 2026

Anlaşmalı boşanma davası, çekişmeli boşanma davasına kıyasla daha düşük maliyetlidir. 2026 yılı itibarıyla anlaşmalı boşanma davasında karşılaşılacak başlıca masraf kalemleri aşağıda sıralanmıştır.

Harç ve Masraf Tablosu (2026)

Masraf KalemiYaklaşık Tutar
Başvurma harcı500 TL - 700 TL
Karar ve ilam harcı500 TL - 700 TL
Gider avansı (tebligat, posta vb.)800 TL - 1.200 TL
Toplam mahkeme masrafı1.800 TL - 2.600 TL
Avukatlık ücreti (taraf başına)25.000 TL - 75.000 TL

Avukatlık ücretleri, baronun belirlediği asgari ücret tarifesinin altında olmamak kaydıyla taraflar ile avukat arasında serbestçe belirlenir. Ücret, davanın karmaşıklığına, mal paylaşımı konularının kapsamına ve avukatın deneyimine göre değişmektedir. Birçok avukat anlaşmalı boşanma davaları için sabit ücret uygulamaktadır.

Protokolde yargılama giderleri ve vekalet ücretinin taraflar arasında nasıl paylaşılacağının da belirlenmesi gerekmektedir. Taraflar, masrafları eşit olarak paylaşabilir veya bir tarafın üstlenmesi konusunda anlaşabilir.

Anlaşmalı boşanmada avukatlık ücreti genellikle sabit bir bedel olarak belirlenmekte olup, çekişmeli boşanma davalarında olduğu gibi duruşma sayısına veya davanın süresine bağlı ek ücretler söz konusu olmamaktadır. Baroların her yıl yayımladığı avukatlık asgari ücret tarifesinin altında ücret kararlaştırılması mümkün değildir. 2026 yılı itibarıyla aile hukuku alanındaki asgari ücret tarifesi, her baronun kendi belirlediği tarife üzerinden uygulanmaktadır.

Hakim Protokolü Reddederse Ne Olur?

Hakimin boşanma protokolünü uygun bulmaması, uygulamada karşılaşılan önemli durumlardan biridir. Hakimin protokolü reddetmesi, doğrudan davanın reddedilmesi anlamına gelmez; hakim taraflardan protokolde gerekli değişikliklerin yapılmasını ister.

Ret Sebepleri

Hakimin protokolü onaylamamasının en sık karşılaşılan nedenleri şunlardır:

  • Velayet düzenlemesinin çocuğun üstün yararına aykırı bulunması
  • Kişisel ilişki düzenlemesinin yetersiz veya belirsiz olması
  • Nafaka miktarının hakkaniyete açıkça aykırı olması
  • Protokolde zorunlu unsurlardan birinin eksik bırakılması
  • Taraflardan birinin iradesinin baskı altında açıklandığına ilişkin kanaat oluşması

Ret Sonrasında Süreç

Hakim protokolü reddettiğinde tarafların önünde iki seçenek bulunmaktadır:

Protokolde değişiklik yapma: Taraflar, hakimin talep ettiği değişiklikleri yaparak protokolü yeniden sunabilir. Değişiklik yapılması halinde hakim, güncellenmiş protokolü yeniden değerlendirir. Bu süreç genellikle yeni bir duruşma günü verilmesini gerektirmekle birlikte, basit değişiklikler aynı celsede yapılabilir.

Çekişmeli boşanmaya dönüşme: Taraflar hakimin istediği değişiklikler konusunda anlaşamazsa, dava çekişmeli boşanma olarak devam eder. Bu durumda süreç önemli ölçüde uzar ve tarafların kusur durumu, deliller ve tanık beyanları değerlendirilir. Çekişmeli boşanmaya dönüşmesi halinde davanın sonuçlanması bir ila üç yıl arasında sürebilmektedir.

Hakimin protokolü reddetme ihtimalini en aza indirmek için, protokolün bir aile hukuku avukatı tarafından hazırlanması ve Yargıtay içtihatlarına uygun düzenlemeler içermesi büyük önem taşımaktadır. Özellikle velayet ve kişisel ilişki düzenlemelerinde çocuğun yaşı, eğitim durumu ve psikolojik ihtiyaçlarının dikkate alınması, hakimin protokolü ilk duruşmada onaylaması olasılığını artırmaktadır.

Anlaşmalı Boşanmadan Sonra Protokol Değiştirilebilir mi?

Anlaşmalı boşanma kararının kesinleşmesinden sonra protokoldeki bazı düzenlemelerin değiştirilmesi mümkündür. Ancak her konuda değişiklik talep edilemez; kanun, değiştirilebilecek ve değiştirilemeyecek hususları farklı biçimde düzenlemiştir.

Değiştirilebilecek Hususlar

Nafaka artırımı veya azaltılması: TMK m.176 uyarınca tarafların mali durumlarının değişmesi halinde nafaka miktarının artırılması veya azaltılması talep edilebilir. Enflasyon, gelir değişikliği, çocuğun artan ihtiyaçları veya nafaka yükümlüsünün mali durumunun kötüleşmesi gibi sebepler nafaka değişikliği için yeterli gerekçe oluşturabilir. Detaylı bilgi için Nafaka Rehberi yazımızı inceleyebilirsiniz.

Velayet değişikliği: TMK m.183 uyarınca koşulların değişmesi halinde velayetin yeniden düzenlenmesi istenebilir. Velayeti alan ebeveynin çocuğu ihmal etmesi, yeniden evlenmesi sonucu çocuğun olumsuz etkilenmesi veya çocuğun kendi tercihini beyan edebilecek yaşa gelmesi gibi durumlar velayet değişikliği için gerekçe olabilir. Bu konuda detaylı bilgi için Velayet Değişikliği rehberimize bakabilirsiniz.

Kişisel ilişki düzenlemesinin değiştirilmesi: Çocuğun yaşının büyümesi, eğitim durumunun değişmesi veya taraflardan birinin şehir değiştirmesi halinde kişisel ilişki takviminin güncellenmesi talep edilebilir.

Değiştirilemeyecek Hususlar

Mal paylaşımı: Kesinleşmiş boşanma kararıyla onaylanan mal paylaşımı düzenlemesi kural olarak değiştirilemez. Taraflar, protokolde mal paylaşımı konusunda anlaşmış ve bu anlaşma mahkemece onaylanmışsa, sonradan bu düzenlemenin değiştirilmesini talep edemez. Ancak irade sakatlığı (hile, tehdit, yanılma) halinde protokolün ilgili hükümlerinin iptali davası açılabilir.

Tazminat: Protokolde tazminat taleplerinden vazgeçildiğine ilişkin düzenleme bulunması halinde, sonradan tazminat talep edilmesi mümkün değildir.

Değişiklik talepleri, aile mahkemesine yeni bir dava açılarak ileri sürülmelidir. Tarafların kendi aralarında anlaşarak mahkeme kararı olmaksızın protokolü değiştirmesi hukuki sonuç doğurmaz. Örneğin nafaka miktarını artırmak veya azaltmak isteyen tarafın aile mahkemesine nafaka artırım veya azaltım davası açması gerekmektedir. Benzer şekilde velayet değişikliği talebi de ayrı bir dava konusu olup, mahkeme çocuğun üstün yararını yeniden değerlendirerek karar vermektedir.

Protokolde “taraflar ileride hiçbir hak ve alacak talep etmeyecektir” gibi genel vazgeçme beyanları bulunsa dahi, kanundan doğan ve kamu düzenine ilişkin haklar (çocuğun nafaka hakkı, velayetin değiştirilmesi gibi) bu beyanla ortadan kalkmaz. Bu tür düzenlemeler, yalnızca tarafların kişisel hakları bakımından bağlayıcıdır.

Sık Sorulan Sorular

Anlaşmalı boşanmada avukat zorunlu mu?

Anlaşmalı boşanma davasında avukat tutma zorunluluğu bulunmamaktadır. Taraflar, dava dilekçesini ve protokolü kendileri hazırlayarak mahkemeye başvurabilir. Ancak protokoldeki eksiklik veya hukuki hatalar davanın uzamasına veya ileride hak kayıplarına neden olabileceğinden, sürecin bir Aile Hukuku avukatı eşliğinde yürütülmesi tavsiye edilmektedir.

Hamilelik döneminde anlaşmalı boşanma mümkün mü?

Hamilelik, anlaşmalı boşanma davasına engel değildir. Ancak doğacak çocuğun velayeti, nafakası ve kişisel ilişki düzenlemesinin de protokolde yer alması gerekmektedir. Hakim, doğmamış çocuğun haklarını koruma konusunda özellikle hassas davranmaktadır.

Anlaşmalı boşanmada mal paylaşımı zorunlu mu?

Protokolde mal paylaşımı konusunun düzenlenmesi zorunludur. Ancak bu düzenleme, malların fiilen paylaşılması anlamına gelmez. Taraflar, edinilmiş mallara katılma rejiminden doğan alacak haklarından karşılıklı olarak vazgeçebilir. Önemli olan, konunun protokolde açıkça ele alınmasıdır.

Duruşmaya katılmadan anlaşmalı boşanma olabilir mi?

TMK m.166/3 uyarınca hakimin tarafları bizzat dinlemesi zorunlu olduğundan, tarafların duruşmada hazır bulunması gerekmektedir. Avukatın varlığı bu zorunluluğu ortadan kaldırmaz. Ancak farklı şehirde bulunan taraf, hakimin uygun görmesi halinde SEGBİS aracılığıyla duruşmaya katılabilir.

Anlaşmalı boşanmada tanık gerekli mi?

Anlaşmalı boşanma davasında tanık dinlenmesi gerekmez. Tarafların birlikte başvurması veya birinin diğerinin davasını kabul etmesi, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığına ilişkin yasal karine oluşturduğundan, ayrıca tanık beyanıyla bu durumun ispatlanmasına gerek yoktur.

Boşanma protokolü noterde mi yapılır?

Boşanma protokolünün noterde düzenlenmesi zorunlu değildir. Tarafların veya avukatlarının hazırladığı protokol, ıslak imzalı olarak mahkemeye sunulması yeterlidir. Noter onayı, protokolün geçerliliği için bir koşul olmayıp, yalnızca imzanın doğruluğunu teyit etme amacıyla tercih edilebilir.

Anlaşmalı boşanma kararına itiraz edilebilir mi?

Anlaşmalı boşanma kararına karşı iki haftalık süre içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Ancak her iki tarafın da boşanmayı ve protokolü kabul ettiği bir davada istinaf başvurusu, irade sakatlığı veya hakimin usul hatası gibi sınırlı sebeplerle yapılabilir. Taraflar, duruşmada istinaf yolundan feragat ederek kararın derhal kesinleşmesini sağlayabilir.

Yabancı uyruklu eş ile anlaşmalı boşanma mümkün mü?

Eşlerden birinin yabancı uyruklu olması anlaşmalı boşanmaya engel değildir. Ancak 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MOHUK) uyarınca uygulanacak hukuk belirlenmelidir. Türkiye’de açılan boşanma davasında, eşlerin müşterek milli hukuku; bulunmaması halinde müşterek mutad mesken hukuku; o da yoksa Türk hukuku uygulanır. Yabancı uyruklu eşin duruşmada hazır bulunamaması halinde SEGBİS veya istinabe yoluyla beyanı alınabilir.

Sonuç

Anlaşmalı boşanma, eşlerin boşanma sürecini en az çatışma ve en kısa sürede tamamlamalarını sağlayan etkili bir hukuki yoldur. Sürecin sağlıklı ilerleyebilmesi, büyük ölçüde eksiksiz ve hukuka uygun bir protokol hazırlanmasına bağlıdır. TMK m.166/3’te aranan dört koşulun (bir yıllık evlilik süresi, birlikte başvuru veya kabul, hakimin bizzat dinlemesi ve protokolün uygun bulunması) sağlanması halinde dava genellikle tek celsede sonuçlanmaktadır.

Farklı şehirlerde yaşayan eşlerin de anlaşmalı boşanma yoluna başvurabilmesi, yetki kurallarının esnekliği ve SEGBİS gibi teknolojik imkanlar sayesinde mümkündür. Ancak protokol hazırlığı, nafaka ve velayet düzenlemelerinin hukuka uygunluğu ve hakimin değerlendirme sürecindeki olası risklerin yönetimi konularında hukuki destek alınması, sürecin sorunsuz tamamlanması açısından büyük önem taşımaktadır.

Protokolde yer alan velayet, nafaka ve kişisel ilişki düzenlemelerinin boşanma sonrasında koşulların değişmesi halinde yeniden düzenlenebileceği de unutulmamalıdır. Bu nedenle protokol hazırlanırken yalnızca mevcut durumu değil, gelecekte ortaya çıkabilecek ihtiyaçları da göz önünde bulundurmak, tarafların uzun vadeli menfaatlerinin korunmasına katkı sağlayacaktır.

Paylaş:
Av. Kazım İsmail Kazdal - Kurucu Avukat

Av. Kazım İsmail Kazdal

Kurucu Avukat

İstanbul Barosu Sicil No: 75389

İlk ve orta öğrenimini Rize'de tamamlamış, 2009 yılında lise eğitiminden mezun olmuştur. Aynı yıl Marmara Üniversitesi Tarih Öğretmenliği Bölümünü kazanmış, 2015 yılında bu bölümden mezun olmuştur. İkinci üniversite eğitimi kapsamında Maltepe Üniversitesi Hukuk Fakültesinde öğrenim görmüş ve 2019 yılında hukuk fakültesinden mezun olmuştur. Anadolu Üniversitesi İktisat Fakültesi diplomasını da almıştır. Avukatlık stajını tamamladıktan sonra kendi hukuk bürosunu kurarak serbest avukatlık faaliyetlerine başlamıştır. Başta özel hukuk alanları olmak üzere, mesleki çalışmalarını titizlik ve çözüm odaklılık ilkesiyle sürdürmektedir.

Bu Konuda Hukuki Desteğe mi İhtiyacınız Var?

Uzman avukatlarımız ile ön görüşme yaparak hukuki sürecinizi birlikte planlayalım.

Bize Ulaşın WhatsApp